Venedik'te Vivaldi Ziyareti Bölüm I



You can read the English version in 6Moons. To read please click here

Bir hifi sistemini oluştururken bireysel komponentleri kişisel tercih ve zevklerimize göre seçebiliriz: pre-amp, CD transport, pikap, pikap kafaları, kablolar, hoparlörler vesaire. Bu komponentlerin bireysel özellik ve seslerini birbirlerine dengelemek çok sinir bozucu ve pahalı bir işlem olabilir. Hepimizin amacı, çekinerek söylüyorum, “mükemmel” sese ulaşmak diyebiliriz.

Üzerinde daha az kontrol sahibi olduğumuz bir komponent ise sahip olduğumuz kayıtların kalitesidir. Tabi ki farklı performanslar ve plak şirketlerinin yayınlarını seçebiliriz, ancak genellikle geniş dağıtım ağlarının getirdiği maliyet odaklı bir takım “kayıplara” tabiyizdir, birçok kayıt “master” kayıtlarından çok uzak bir noktada raflara ulaşır. Bazı firmalar bize orijinal CDlerden çok daha yüksek çözünürlükte bazı kayıtlar sunuyor, mesela HD Tracks, ancak bu elimizdeki CD'ler için fala bir çözüm getiremiyor.


Orijinal kayıt sırasında orada olup kendi master kayıtlarınızı yapabilmek harika olmaz mıydı! Bende basit bir mikrofon tekniği ile bir kayıt yaparak, gerçek performansı ön sıradan canlı dinlerken ki sese mümkün derecede yaklaşma amaçlı bir kayıt yapmanın enteresan bir çalışma olacağına karar verdim. Böyle bir kayda sahip olmak hifi komponentlerini değerlendirirken çok güçlü bir araç rolü üstlenebilir, bunun sebebi orijinal kaydın mikrofon yerleşimi ve kayıt yerinin akustikleri ile ilgili bilgi sahibi olmaktan geçiyor.


Kaydın lokasyonu için ilk tercihim Venedik'teki San Vidal Klisesiydi. Her sene eşim Françoiseile beraber yılbaşını Venedik'te mümkün olduğu kadar çok konsere giderek geçiririz. Yıllardır sadece kiliseyi değil aynı zamanda orada neredeyse günlük olarak çalan orkestrayı da hayranlıkla ziyaret ettik. Interpreti Veneziani birçok eser arasında Vivaldi’nin Dört Mevsim’ini de çalıyor. Bunu kaydını yapabilmek benim için bir rüyanın gerçekleşmesi olurdu. Bu Ocak ayında konserlerini dinledikten sonra cesaretimi toplayıp orkestra menajerine yaklaşıp gelip onları kaydetmenin mümkün olup olmadığını sordum. Bu durum “sormazsan elde edemezsin” sözünün bir kanıtı oluyor! Menajere ticari bir amacımızın olmadığını (tahmin edersiniz ki orkestranında harika bir CD seti zaten mevcut) açıkladıktan sonra gayet memnun olarak bir akşam konserinin kaydına izin verdi.


İzinleri de aldıktan sonra sırada en iyi kayıt cihazı mikrofon ve mikrofon tekniğini bulmak vardı.

Eminim ki birçok insan İsviçre firması Nagra ile daha önce karşılaşmıştır. BBC için çalışırken defalarca taşınabilir “reel to reel” kayıt cihazları Nagra S4'ü kullanmıştım. Tabi ki şimdi birkaç yeni dijital modellerinden Nagra LB modelini seçtim. Flash hafıza kartlarının üzerine 24 bit 192 Khz'e kadar kayıt yapabilen bu kayıt cihazının birçok entegre fonksiyonu var, phantom (hayalet) gün kaynaklı mikrofon pre-ampleri, birçok giriş ve çıkış opsiyonu vs, hepsi de yaklaşık 2000 GBP civarında bir bedele. Mikrofon seçimi bir sonraki operasyonumdu. Dünyaca ünlü birçok marka vardı, Sennheiser, Neumann, AKG, B&K, DPA ve Schoeps bu markalardan sadece birkaçı.


BBC'den bazı eski dostlarımla konuyla ilgili muhabbet etmekte çok enteresan oldu. Yorum ve tercihleri biz odyofiller kadar geniş ve çeşitli oldu. Bir başka fikir ve ilham kaynağı da Gearslutz.com forumundandı. Kendi kayıtlarını yapmak isteyen arkadaşlar mutlaka ziyaret etmeli.


Sonunda Alman firma Schoeps mikrofonlarını kullanmaya karar verdim. Vaktiniz varsa lütfen web sitelerini ziyaret edin. Sitede birçok mikrofon ve mikrofon tekniği ile ilgili dosyalar indirebilirsiniz. Gerçekten “kulak” açıcı bir kaynak!

İşte şimdide asıl konu mikrofon tekniği! Bu teknikler gerçekten çok sayıda ve farklı biçimlerde. Decca Tree, Blumlein, AB, XY, NOS, ORTF, Jecklin OSS, Sound Field veya Dummy Head gibi teknikler kullanabilirsiniz, hepsinin çeşitli avantaj ve dezavantajları var.

Bazılarını inceleyelim. İki mikrofonu “cross pair” olarak kullanan XY oldukça yaygın bir teknik. Mikrofonlar kapsülleri üst üste gelecek şekilde 90 ile 120 derecelik açılarla üst üste yerleştirilir. Tepki motifleri “cardiod” (kalp şeklinde) oluyor. Bu tekniğin problemi stereo imaj biraz dar olabiliyor ve ortamı fazla kayda alamıyorsunuz. Aynı zamanda orta imaj gerçekten biraz daha yüksek sesli oluyor. AB tekniği ise birkaç metre aralıkla iki “omni directional” (çok yönlü) mikrofon kullanılarak uygulanıyor. Bu teknik ortamı çok iyi canlandırır ancak stereo imajı çok keskin değildir. Bu tekniğe Decca Tree denirdi, ancak daha sonra ortaya üçüncü bir mikrofon yerleştirerek stereo yerleşimi iyileştirmeye çalıştılar.

ORTF Fransız radyosu tarafından yıllar önce icat edilmiş. Bu teknikte 2 “cardiod” mikrofon 110 derece açıda 17 cm aralıkla yerleştiriliyor, yaklaşık olarak insan kulaklarının aralığı. Bu teknik çok güzel sonuçlar doğuruyor ve özellikle mikrofon teknikleriyle ilgili denemeler yapmaya vakit olmayan ortamlarda tercih ediliyor.

Yorumlar

  1. [...] İlk Sayfaya Ulaşmak İçin Tıklayın [...]

    YanıtlayınSil
  2. [...] Venedik‘e ekip içerisinde genç bir fotoğrafçılık öğrencisi olan Francesca Lever’i de götürmüştük ve o makaledeki fotoğrafları yazıyı bir üst boyuta taşımaya yardımcı olmuştu. Yakın bir zaman önce Francesca bana bir sonraki maceraya ne zaman gideceğimizi sormuştu. Kaydedecek genç bir müzisyen bulur bulmaz demiştim. Francesca’da hiç birşey yokmuş gibi “benim genç bir arkadaşım var, Amy, çok yetenekli bir müzisyen ve harp çalıyor” demez mi, az daha kahve fincanımda boğuluyordum! İnanılmaz! [...]

    YanıtlayınSil
  3. […] muhtemelen mijhenk taşı Styreo Mecmuası’nda da kapsamlı şekilde yer verdiğimiz Venedik Kayıtları oldu. Bu kayıt diğerlerinden çok daha farklıydı. Hemen her anlamda hemde. Yeni mikrofonlar, […]

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme