Diss: Rakibine Saydırmanın Mübah Olduğu Garip Bir Şey!


Son günlerde "diss atmak" diye bir tabiri görüp ulan bu ne diyorsanız doğru yerdesiniz. Ülkemizde konuşulacak binbir tane sorun varken, en büyük basın organları bile popüler rap şarkıcılarının birbirlerine hakaretler yağdırdığı şarkıları manşetlerine, web sitelerine taşıyor. Açık konuşayım benim rap dünyası ile ile alakalı bilgilerim çok eskiye dayanıyor ve güncel değil. Public Enemy, Ice T gibi isimlerin albümlerini dinledim. Siyasi mücadeleleri ile alakalı yazılar okudum. Ancak rap müzik artık bu isimlerin ön planda olduğu bir "şey" değil. Hele Türkiye'de hiç değil. İsterseniz tamamen dışarıdan bir gözle bu "diss" konusuna bir bakış atmaya çalışalım ve konuyu birlikte öğrenelim.


Diss track veya diss song genelikle bir başkasına sözlü olarak saldırmak veya kendisine yapılan saldırıyı cevaplamak için yapılmış şarkıya verilen isimdir. Bu terimin kökeni disrespect yani saygısızlık veya kabalık etmekten gelir.  Müzik tarihinde ilk kez müzikal parodilerde görülür. Hatta  müzikal parodilerin ayrılmaz bir parçasıdır. Buradan farklı müzik türlerine de girmiştir ancak asıl hip hop tarzında yaygınlaşmış ve hatta popülerleşmiştir. Özellikle hip hop battle (hiphop savaşı) denilen iki veya daha fazla şarkıcının birbiri ile atıştığı canlı performanslarda görülmeye başlamış. İlerleyen yıllarda hip hop rivalry denilen rekabet döneminde çok sıklaşmaya başlamıştı. Bu dönemlerde bu atışmalarda, küfür  ve hakaret boyutu daha ön plana çıkmaya başlamış ve işin sonunda cinayetlere kadar varan boyutlara gelmişti. Günümüzde ise hip hop ve rap  müziği şaşırtıcı derecede mainstream yani ana akım olunca diss, müzisyen ve şarkıcılar arası rekabetin yavaş yavaş bir nevi "reklamı" haline gelmiştir.


Diss konusu yukarıda söylediğim gibi sadece hip hop veya rap ile alakalı bir olay değildir. Bu müzik tarzlarının ortaya çıkmasından çok önce "diss" denilebilecek şarkılar yapılıyordu. Çoğu müzik tarihçisine göre diss şarkılarının en erken örneği, Joe Tex tarafından söylenmiş "You Keep Her" şarkısıdır. 1962 yılında yayınlanan şarkı karısının soul şarkıcısı James Brown için kendisinden ayrıldıktan yazılmıştı. Hikayeye göre James Brown, Tex'e mektup yazmış, ayrıldıklarını ve isterse karısının geri kazanabileceğini söylemiş. Bunun üzerine Tex bu teklifi şarkısı ile reddeder ve üzerine alay eder. Aşağıda dinleyebileceğiniz, şarkı James mektubunu aldım diye başlar zaten :)



1960'larda Jamaikalı müzisyenler arasında da bu atışmalar bolca görülüyordu. Lee "Scratch" Perry yapımcısı Coxsone Dodd'dan ayrıldıktan sonra, "Run for Cover"  adında bir şarkı yaptı. Tahmin edebileceğiniz üzere Lee "Scratch" Perry yapımcısına eğlenceli şekilde saldırmıştı. Lee "Scratch" Perry ilerleyen yıllarda eski müzisyen arkadaşlarına, yapımcılarına ince ince dokunduran şarkılar yapmayı seviyordu. 1968 yılında yayınladığı "People Funny Boy" single'ında ise  eski patronu Joe Gibbs'e, ağlayan bir bebeğin seslerini müziğin içerisine ekleyerek saldırdı. Bunun üzerine Joe Gibbs "People Grudgeful"  isimli bir şarkı yaparak  Lee "Scratch" Perry'e karşılılık verdi.  Lee "Scratch" Perry'nin bu olayı bir alışkanlık haline getirdiğini söylemiştik. 2010 yılında "Freaky Michael" şarkısı ile Michael Jackson'a bile saldırmaktan çekinmemiştir.



Farklı müzik tarzlarında bu tarz "diss"leri bol bol görüyoruz. The Beach Boys kendi dönemlerinde rakipleri "The Four Seasons"a bir şarkılarında saldırmış, Bob Marley and the Wailers eski yapımcıları Coxsone Dodd ve Duke Reid'a saldırmıştı. Bu arada Coxsone Dodd ismini ikinci kez okudunuz. Bir dönem reggae müziğinde tekel haline gelmiş bir prodüktör olduğu için sık sık müzisyenlerin sözlü saldırılarına uğruyordu.

John Lennon'un  1971 tarihli "How Do You Sleep?" şarkısı da bir "diss" olarak nitelendirilir. Şarkıda açıktan olmasa da, bazı imgeler ile Paul McCartney ve özellikle de müzisyenliğine eleştiriler yöneltmişti. Belki de alay etmişti. Wild Man Fischer'ın Zappa'yı hedef alan "Frank" şarkısı da yine 1960'ların "diss" şarkılarına bir örnek olarak verilebilir.



Gelelim asıl "diss" konusuna. Hip hop ve rap müziğindeki ilk diss'ler bizdeki aşık atışmalarına benzer yapıdadır. Şarkıcılar aynı sahnede belirli bir ritm üzerinde tamamen irticalen atışmaları özellikle 1980'lerde bu müziği sevenler arasından büyük olay haline geliyordu. Bu dönemlerde küfür ve hakaret yerine ince dokundurmalar, yaratıcılık ve kelime oyunları ön plandaydı.


1980'lerin sonlarında ise yavaş yavaş işlerin rengi değişmeye başladı. Rap müzik popülerleşiyordu. İşin içerisine para girdikçe, çeteler, çatışmalar, siyaset, politika ve daha da fazla tetikleyici ortaya çıkmıştı. Olayın sertleşmeye başlaması 1987 yılında Boogie Down Productions rakibi Juice Crew’e verip veriştirdiği "The Bridge Is Over" ile rap dünyasında bildiğimiz tarzdaki "diss" olayı da başlamış oldu. Bu "diss" savaşı 90'ların başına kadar devam etti. Roxanne Shante isimli bir kadın rap'çi karşı tarafa saydırdı. O buna, bu şuna saydırdı derken tarihin ilk geniş kapsamlı hakaret savaşı yıllar boyu sürdü. Bu dönemde iki kadın rapçi olan MC Lyte ve MC Antoinette'in birbirlerine saldırması da önemli olaylardan sayılıyor.


1990'larda rap müziğin daha da popüler hale gelmesi ile hemen her büyük müzisyen açısından karşı gruplara veya müzikal rakiplerine saldırmak ve hakaret etmek hatta bunlar için "single"lar kaydetmek gayet doğal bir olay haline gelmişti. Buna büyüyen ekonomi, plak şirketleri arasında yaşanan savaşlar ve Amerika rap dünyasındaki east coast ve west coast mücadelesi eklenince "diss"lerin boyutu neredeyse savaş haline dönüşmeye başlamış ve hatta rakip gruplar arasında kan dökülen cinayetlerin işlenebildiği seviyeye ulaşmıştı.

90'lı yılların başında Ice Cube ile N.W.A. arasında yaşanan atışmalar, Eazy-E, Dr. Dre, Snoop Dogg, LL Cool J gibi türün superstar'larının birbirlerine girmesi ile iyiden iyiye yükselmiş, 2Pac ile Notorious B.I.G. rekabeti ile olaylar savaşa dönmüştü. 90'ların sonunda rap ve hip hop iyiden iyiye popüler olmuş ve "pop" müzik haline gelince basınında ilgisini çekmişti. Sonunda east coast ve west coast müzisyenleri arasındaki fitil basınında sayesinde ateşlenmiş ve kan dökülmeye başlamıştı. Küfür ve hakaretler yerine mermi ve silahlara bırakmıştı.

2000'lerin başında 90'lardan gelen bu "savaş" devam ediyor olsa da, işin  mermi ve silah kısmı rafa kaldırılmaya başlandı. İşin çete boyutunun da ağırlığı azalmıştı. Politika ve siyaset konusundan ise bahseden bile yoktu. Olaylar artık basının ağzından sular akarak sayfalarında yer verdiği "promosyon" malzemesi haline gelmeye başladı. Bu "diss"ler reyting getiriyordu ve herkes bundan memnundu. Son yıllarda ise "diss" iyiden iyiye bir pazarlama halini aldı.

Sagopa Kajmer
Türkiye'de ise rap daha underground bir müzik tarzı olarak bilindiğinden "diss" savaşları 20 yıl sonra memleketimize uğramıştı. Dönemin en önemli isimleri olan Sagopa Kajmer ve Ceza arasında 2000'lerin başında yaşanan olaylar ve karşılıklı atılan "diss"ler bu müzik türünün sevenleri açısından hala heyecanla anlatılıyor. Türkiye rap camiası, 1990'ların Amerikasındaki tadında "diss" savaşları ile 2000'li yıllarda tanışmış ve müziğin gitgide popüler olması ile hızlı şekilde işin pazarlama tarafına geçiş yapılmıştı.

Günümüzde yaşananların başarılı birer promosyon faaliyeti olduğu şüphe götürmez bir gerçek. Müzikal ve özellikle de içerik manasında son derece boş, hızlı tüketime yönelik örneklerin bu denli popüler hale gelip, her yerde karşımıza çıkmasının başka bir açıklaması olduğunu düşünmüyorum.

Yorumlar