Kam Ata - Tengri Teg


A.K. Müzik etiketi ile yakın zamanda yayınlanmış Kam Ata topluluğunun "Tengri Teg" albümüne bir bakış atacağız. Siz bu cümlelere baktığınızda aklınıza ne geliyor bilmiyorum ancak "Tengri Teg"i gördüğüm zaman aklıma gelen ilk şey o meşhur satırlar;
"Tengri teg tengride bolmış türük bilge kagan"
Birçok kez "Tanrı gibi, Tanrıdan olmuş Türk Bilge Kağan" diye Türkçeleştirilen bu satırlar ile alakalı tartışma çoktur, bazıları gökte doğan olarak çevirirler. En güzeli rahmetli Muharrem Ergin hocanın yazılarını okumaktır diyelim en kısa yoldan. Yazının gidişatından gördüğünüz üzere acayip yerlere doğru giden garip bir albüm incelemesi olabilir bir an önce doğru rotaya girmek lazım...



Tolga Ayıklar, Yaren Eren Budak, Murat Yakupoğlu ve Müge Çığ’dan oluşan Kam Ata'nın ilk albüme "Ölüm Ölü!" şarkısında Savaş Çağman konuk olmuş. Albüm farklı tasarım konsepti Korgün Akgün tarafından yapılmış. Miks ise Metin Kahyaoğlu tarafından yapılmış..

Kam Ata sanırım bugün bile bazı bölgelerde kullanılan hatta bulmacalarda da çıkan bir kelimeye sahip "Kam" yani Şaman. Hal böyle iken bu tarz bir albümden ne bekliyorsun diyen olursa, ilk aklıma gelecek şey Orta Asya Moğol / Türk melodileri olacaktır.  Kadim şarkılar dinleyebileceğimiz gibi hiç beklenmedik işlerle de karşılaşmak mümkün. Özellikle Huun-Huur-Tu üyesi aynı zamanda Yat-Kha kurucusu Albert Kuvezin albümleri ile zihnim zamanında bayağı açılmıştı. Sadece Kuvezin değil Vladimir Oidupaa gibi isimlerde listeye eklenebilir. Albümün kapağında Müzik Hayvanı logosunu gördüğümde, büyük ihtimalle beklentilerden bambaşka yerlere gidebilecek bir albüm olduğunu işaret ediyordu.

Albümleri neden hala CD veya plak formatında almaya devam ediyorsunuz diye soran okuyucularımız oluyor, işte cevabı burada. Albümü daha dinlemeden sadece kapağı ve yazılı bilgiler ile yorumlamaya başlayabiliyoruz. Benim hep merak ettiğim şey yorumlarımla albümün örtüşüp örtüşmeyeceği konusudur!

Albümü CD çalarıma yerleştirdiğimde daha ilk saniye yine sıradan olmayan bir iş ile karşı karşıya kaldığımı anladım. Tahmin ettiği gibi! Albümün açılışının ilk saniyeleri beni bundan çok eskilere götürdü. 1990'ların başında Norveçli Emperor'un "In the Nightside Eclipse" albümünün plağını ilk dinlediğim zamana. Hoş o albümü de ilk dinlediğimde bu defa da 1980'lerin sonunda ilk kez dinlediğim Venom klasiği "Countess Bathory" şarkısını hatırlarım hep. Kirli bir çello tonu ile başlayan albüm vurmalıların ve hemen arkasından derinlerden gelen boğazdan gelen melodiler ile devam ediyor. Arkasından ise bir mantra!

İkinci ve albüme ismini veren "Tengri Teg" şarkısında ise daha geleneksel tınıların süslediği giriş bölümünden sonra bambaşka bir hal alıyor. Şarkı içindeki dönüşümler ile albümde favori şarkılarımdan bir tanesi oldu. Karanlık bir folk şarkısı diyebilirim. "Gündüz Düşü" ise bambaşka bir hikaye örneğin. Bana 90'ların Kuzeyli atmosferik doom tarzını anımsattı. Aynı zamanda albümün konseptine uygun tınıların kullanılmasıyla şarkı keyifli bir hal almış...


"Çiğ" ise bana Tuva halk şarkılarını anımsattı özellikle de melodi açısından. Albümün genelinde gördüğümüz gibi şarkının ikinci yarısında melodi ve ritm anlamında zenginleşen şarkıyı "Ölüm Ölü!' takip ediyor. Tıpkı bir şaman ayini gibi hissettiğim şarkıdaki Uzakdoğu esintilerinin gerekliliği konusunda pek emin değilim. Albümün ikinci yarısının girizgahı "Ursul"un ardından hikayesi ile dikkat çeken "İrle İle Kişte" şarkısı var. Vokal tarzının albümdeki daha önceki hiçbir şarkıya benzemediği "İrle İle Kişte"yi dinlerken aklıma Altay destanı geldi;
"Ölülerin Hanı İrle Han'ın kızı bir siyah tilki donuna bürünüyor ve yiğitleri yeraltına çekerek, başlarına türlü felaket getiriyordu" 
Normal bir insan bunu neden hatırlar ki, dediğinizi duyar gibiyim. Donuna bürünmek deyimi çok hoşuma gittiğinden aklımda kalmış. Bu arada Yakut Türklerinde çok acayip bir yeraltı dünyası mitolojisi vardır aklıma geldi şimdi. Zamanında yeterli kaynak bulamadığımdan çok araştırmamıştım. Bu vesile ile internete bakayım birazcık!

Karanlık atmosfere sahip "Tamu" albümde benim favorilerimden bir tanesi oldu.  "Orman" yine sanki bir şaman ayinindeymişcesine bir atmosfere sahip iken şarkının son bölümlerindeki viyola bölümü çok keyifli olmuş. "Jol" ile sona eren albümde belki de tek eleştirebileceğim şarkı bu olmuş. Aslında bir çok alt parçadan oluşan bu 15 dakikalık bölüm, albümün kapanışında ağzınızda kalan tadı biraz değiştiriyor. Albüm genelinde kullanılan elektronikler burada biraz daha ön plana fırlarken bu şarkının özellikle son 2 dakikasını albümle pek bağdaştıramadım... Daha doğrusu benim beklediğim tarz bir grande-finale olmadı. Bir tahmin albümün Sibirya'da kaydedilen kısmı bu coğrafyada yapılan bir tren yolculuğunun sesleri olabilir diye düşünüyorum...

Albümün kaydı hoşuma gitti gayet. Özellikle atmosferin oluşturulmasında bazı geleneksel enstrüman ve melodilerin tonlarının bir miktar karanlık seçilmesi çok etkili olmuş. "Ölüm Ölü!"ve "İrle İle Kişte" gibi şarkılar için yazılan metinler de albümün genel havasına çok iyi uymuş. Albüm herkesin çok kolaylıkla dinleyebileceği bir tarzda değil, bunu kabul etmek lazım. Ancak çok farklı bir kafada bir iş olarak nitelendirmek doğru olacaktır. Eğer bu tarz albümler ilginizi çekiyorsa şiddetle tavsiye edilir. 2016 senesinin en ilginç örneklerinden bir tanesi oldu benim için diyebilirim...

Müzisyenler albümü Spotify'a eklemişler ancak eğer ekonomik durumunuz müsait ise siz yine de albümleri fiziksel olarak alıp müzisyenlere ve plak firmalarına destek verin.

not: Albümü ulaştırdığı için Eray Düzgünsoy'a teşekkürler. 

Yorumlar