Deep Purple: En Çok Kadro Değiştiren Grup


DEEP PURPLE : EN ÇOK KADRO DEĞİŞTİREN GRUP

Bu yazımda albüm tanıtımı değil, en sevdiğim gruplardan biri olan Deep Purple ‘dan bahsedeceğim. 1968 yılında Londra’da kurulan Deep Purple, 1960'ların sonundan itibaren çıkarttığı güzel albümler ve klasikolmuş şarkılarıyla rock müziğe yön vermiş önemli gruplardan biridir. Ancak bu kadar başarıya rağmen en çok eleman değiştiren tek gruptur.


GRUBUN HİKAYESİ

1968 yılında “Searchers” grubunun bateristi Chris Curtis’in girişimi ile kurulan grup, “Artwoods” ve “Johnny Kidd and The Pirates” gruplarından gelen Jon Lord ve Nick Simper gibi deneyimli müzisyenler, gitarist Ritchie Blackmore’a katıldılar ve bu yeni grubun oluşumunda yer aldılar. Curtis, birkaç gün içinde gruptan ayrıldı ve yerine “Maze” grubunun iki üyesi Rod Evans ve Ian Paice geçti. Bu değişiklik ile grubun kuruluş kadrosu, vokalde Rod Evans, klavyede Jon Lord, elektro gitarda Ritchie Blackmore, bass gitarda Nick Simper ve bateride Ian Paice olarak belirlendi. Bu kadro ile çalışmalarına başlayan grup, cover şarkılardan oluşan bir repertuar ile önceleri küçük organizasyonlarda ve klüplerde çaldılar. Bu şekilde sahnesini geliştiren grup, bir süre sonra bu organizasyonların aranan grubu haline geldi. Henüz “Deep Purple” adını kullanmayan grup bu ismi ise İskandinavya turnesinde aldı ve bu isimle albüm çalışmalarına başladı.

SHADES OF DEEP PURPLE

Çoğunluğu cover şarkılardan oluşan İlk albüm “Shades Of Deep Purple” 1968 yılında çıktı. Albüm ilk dönemlerde İngiltere’de satılmazken, albümden çıkan hit single “Hush” Amerika’nın yılın en iyi yüz şarkısı arasında dördüncü sıraya gelmeyi başardı. Bu şarkı, grubun adını duyuran ilk önemli şarkısı oldu.

THE BOOK OF TALIESYN

İkinci albüm “The Book Of Taliesyn” 1968 sonunda piyasaya çıktı. Albümde Neil Diamond’a ait “Kentucky Woman” ile Ike ve Tina Turner’a ait “River Deep-Mountain High” parçalarına yaptıkları düzenlemeler dikkat çekti. “Kentucky Woman” listelerin ilk sıralarına girmeyi başardı ve grubun memleketi İngiltere’den çok Amerika’da ilgi gören bu albüm, gruba bir Amerika turnesi yapma kararı aldırdı. Grup Amerika turnesine çıkmak üzere Amerika’ya giderek ve albümlerini dillerinden düşmeyen Amerikalı hayranları ile tanıştı.

KADRO DEĞİŞİKLİKLERİ BAŞLIYOR

Grup çoğunlukla cover şarkılardan oluşan bir repertuar sunsa da, bunlardan farklı olarak Jon Lord’un Bach ve Korsakov’dan esinlenerek yarattığı klasik müzik temalı eserleri müzik eleştirmenleri tarafından oldukça ilgi görmekteydi. Bir yandan cover rock şarkıları, diğer yandan Lord’un klasik besteleri, grupta bir kimlik arayışına işaret ediyordu. Kısa süre sonra ortaya çıkan bu çatışma grup elemanları arasında ayrılığa neden oldu. Daha sert müzik yapmak isteyen vokalist Evans ile basçı Simper gruptan ayrılarak yollarına farklı platformlarda devam etti.

Grubu ayakta tutma çabaları, “Episode Six” isimli grupta çalan yetenekli basçı Roger Glover ile vokalist Ian Gillan’ın yapılan görüşmeler sonucunda gruba katılması ile sonuçlandı. Gillan ve Glover artık kadroya dahil edilmiş ve Gillan’ın güçlü vokalleri, Glover’in tekniği, Blackmore’un besteleri ve Paice ile Lord’un farklı müzik anlayışları, grubu olduğundan daha üst seviyeye yükselterek, profesyonel anlamda kendi müziklerini yapmalarını sağlayacaktı.


CONCERTO FOR GROUP AND ORCHESTRA

Deep Purple, bu yeni kadro ile ilk çıkışını, “İngiltere Kraliyet Flarmoni Orkestrası” ile verdikleri gösterişli bir konçerto ile yaptı. Jon Lord’un bestelediği "Concerto For Group And Orchestra” tarihte bir orkestranın ilk kez bir rock grubu ile sahne aldığı ilk konser olarak müzik tarihine geçmiştir. Yıl 1969.


CHILD IN TIME

Grup yeni kadrosu ile ilk albümleri olan “In Rock” albümü 1970 yılında çıkarttı. Albümün hit şarkısı “Child In Time” Gillan’ın mükemmel yorumu ve Lord’un klavyedeki ustalığını kullandığı, Deep Purple tarihinin en başarılı şarkılarından biri oldu. Albüm grubun müzikalitesini bir anda çok üst seviyeye çıkartmış, adının sadece Amerika ve İngiltere’de değil tüm dünyada duyulmasını sağlamıştır. “Child In Time” müzikal yapısı ve müthiş gitar solosu ile bugün grubun en önemli şarkıları arasında kabul edilmektedir.

SMOKE ON THE WATER

1971 yılında daha “Fireballs” albümü yayımlandı. Bu albüm daha yumuşak temellere oturan şarkılardan oluşmaktaydı. Ardından gelen albüm, 1972 yılında çıkan ve grubun en çok bilinen şarkısı olan “Smoke On The Water” ın yer aldığı “Machine Head” oldu. “Smoke On The Water”ın bilindik bir hikayesi vardır ama yine de burada kısaca bahsedelim. 1971 yılının 4 Aralık gününde yeni çıkacak albümlerinin kayıtları için Fransa’nın Montreaux şehrinde Grand Hotel’de kalan grup, otelin kumarhanesinin bulunduğu yerde Rolling Stones grubuna ait mobil bir stüdyoda kayıtlarını yapmak üzereyken, Frank Zappa konseri sırasında otelin çatısında çıkan yangın yüzünden kaydı ertelerler. Grup bu olay üzerine otelden ayrılarak, biraz ilerideki “Pavilion” isimli bir tiyatroya yerleşir.


Ertesi sabah erken uyanan Roger Glover, pencereden dışarı baktığında ilerdeki gölün üzerinde yangından oluşan bir duman görerek ve “Smoke On The Water” diyerek arkadaşlarını uyandırır. Konu ile ilgili şakalaşan grup bu olayı bir şarkıya dönüştürmeye karar verir. Böylece yaşanan bir olaydan rock müzik tarihinin en bilinen şarkılardan biri yaparlar.

1972 yılında grubun Japonya turnesinde yapılan kayıtların derlendiği bir konser albümü olan “Made In Japan” Yayımlanır. Albüm satış rekoru kurar. Grubun bu yıllardaki başarısında Gillan’ın kuvvetli vokalinin etkisi ve grup elemanlarının uyumu tartışılmaz. “Black Night” single’ı iki numarada yer alırken “Strange Kind Of Woman” ise ilk 10’da yer alıyordu. Fireball ve Machine Head albümleri ise liste başı idi. “Smoke On The Water” ise Amerika’da ilk 5’de yer aldı. Ayrıca albüm, grubun kendine ait plak şirketinden çıkan ilk albümü idi. Neredeyse milyon satış rakamına ulaşan “Made in Japan” albümleri ise grubu artık dönüşü olmayan bir şöhret tahtına oturtmuştu. Ancak 1974 yılında çıkan “Who Do We Think We Are!” bu başarılı kadronun son albümü oldu.

Gillan ve Glover’ın gruptan ayrılması ile Blackmore gruba yeni bir bascı ve vokalist aramaya başladı. Blackmore önceden tanıdığı “Trapeze” grubunun eski üyesi başarılı bas gitarcı Glenn Hughes’u grubuyla tanıştırmış, vokalist olarak ise pek tanınmayan ancak lokal klüplerde söyleyen David Coverdale ile görüşmüştür. Bu iki eleman kısa süre sonra kadroya dahil edilir. Yeni grup elemanları ile grubun tarzı ve müzikalitesi değişmiş, bu durum da doğrudan farklı tarzda şarkılar yapılmasına sebep olmuştur. David Coverdale’in güçlü sesi diğer grup elemanlarını etkilemiş ve 1974 başında çıkardıkları “Burn” isimli albümle yine Amerika turnesinin yolunu tutarlar. Ancak bu turnede yaşanacak olanlar daha önce hiç yaşamadıkları mükemmel bir konser deneyimi olarak karşılarına çıkacaktır. “California Jam” isimli bu canlı performans, Amerika’da gerçekleşmiş dönemin en kalabalık festivali olarak gösterilmektedir. Dev sahnesi, ışık ve ses düzeni ABC kanalının bütün konserleri canlı yayınlaması, burada sahne alacak grubun başarısına işaret etmektedir. Deep Purple, bu konserde seyircinin de etkisiyle tarihsel bir performans göstermiş, müthiş sahne şovlarıyla da 250 bin kişiye unutamayacakları bir konser yaşatmışlardır.

SOLDIER OF FORTUNE

Blackmore’un liderlik takıntısı aslında artık sıkılmaya başladığının bir göstergesi idi. 1974 yılında çıkardıkları “Strombringer” isimli albümün en başarılı şarkısı “Soldier Of Fortune” oldu. Şarkı mükemmel melodisi ve ruhu saran nefis vokali ile daha ilk günden rock klasikleri arasına girdi. Ancak bu albümün ardından grup bariz bir yavaşlama dönemine girdi. “Burn" ve “Stormbringer” albümlerinin ikisi de ilk 10’a yerleşti fakat gitarist Ritchie Blackmore gruptan hoşnut olmadığı için kendi grubunu kurmak istediğini söyleyerek 1975 yılı mayıs ayında Rainbow’u kurmak üzere ayrıldı. Yerine “James Gang” grubunun gitaristi Tommy Bolin gruba katıldı. Fakat Bolin’in caz ve soul stili grubun Hard Rock tarzıyla uyuşmadı ve 1976’da zor bir İngiltere turnesinin ardından gruba veda etti.

Gruba yeni katılan vokalist Coverdale daha sonra Whitesnake adlı bir grup kurdu.

Grup sekiz yıl hiç bir varlık gösteremedi. Ancak 1984 yılı grup için adeta bir geri dönüş ve yeni bir dönemin başlangıcı oldu. “PolyGram” plak şirketi ile yapılan yeni anlaşma grubun 1970 yılındaki formunu geri getirecek dolayısıyla solist Ian Gillan ve bascı Roger Glover yeniden sahnedeki yerlerini alacaktı.Aynı yıl Gillan, Lord, Blackmore, Glover ve Paice’den oluşan Deep Purple “Perfect Strangers” adlı albümü çıkarttı. Ardından ikinci albüm “The House Of Blue Light”ı çıkarttılar. Fakat Gillan ve Blackmore arasında çıkan ihtilaf, Gillan’ın “Nobody’s Perfect” konserinde ayrılmasıyla sonuçlandı.

Gillian’dan boşalan vokalistliğe grubun eski elemanı Joe Lyn Turner geçer. Turner, kendi prensipleri olan oldukça hırslı ve azimli bir sanatçıdır. Zaten başarısını Ritchie Blackmore ile aynı sahneleri paylaştığı Rainbow grubunda da kanıtlamıştır. Fakat Turner’ın gruptaki uyumsuzluğu ve herşeye itiraz etmesi sebebiyle varlığı sadece 1990 yılında çıkan “Slaves And Masters” isimli albüme kadar olur. Albüm yayımlandıktan sonra gruptan ayrılan Turner’ın yerine grup elemanları Ian Gillan’ı tekrar gruba çağırırlar.


BLACKMORE / MORSE

Bu dönemde Blackmore ile yaşanan sıkıntılar tekrar etmeye başlar ve Blackmore’un liderlik takıntısı, gruba hükmetme çabası, gruptan dışlanmasına sebep olur. Japonya turnesi sırasında Blackmore, grupla olan anlaşmasını yırtıp gruptan temelli bir şekilde ayrılır. Bu turne o yıl çıkardıkları farklı ses yapısı dönemin yüksek teknolojisi ile kaydedilmiş “Battle Rages On” isimli albümün tanıtım turne idi. Grup turneyi tamamlamak için solo çalışmalar yapan gitar virtüözü Joe Satriani’yi geçici olarak gruba alır. 1994 yılında ise şimdiki gitarist Steve Morse, grubun vazgeçilmez elemanı olur.

“Purpendicular” albümü gitarist Steve Morse için güzel bir başlangıç olur. Yeni bir dünya turuyla grubun yeni üyesine merhaba diyen Deep Purple, albümdeki “Sometimes I Feel Like Screaming” şarkısıyla da Morse’ın başarısını tüm dünyaya gösterirler.

Tüm bunlar olurken grubun klavyecisi Jon Lord’un yıllardır gerçekleştirmek istediği bir hayali vardı. 1969 yılında “Kraliyet Flarmoni Orkestrası” ile gerçekleştirdiği bir orkestra konserinin benzerini bu sefer “Londra Senfoni Orkestrası” ile gerçekleştirmek. Jon Lord, bu hayalinin gerçekleşmesi için gerekli resmi başvuruları yapar ve 1999 yılında hayal gerçekleşir. Royal albert Hall’de Londra Senfoni Orkestrası ile dev bir konsere imza atarlar.
EFSANE KLAVYECİ JON LORD ANISINA YAPILAN ALBÜM

1968 yılından beri grubun kurucusu olarak hiçbir konserlerini aksatmayan, müziğin en büyük klasik müzik bağdaştırıcısı olan Jon Lord’un sağlık sorunları baş göstermiş ve yerini başka bir klavyeciye bırakmanın zamanı gelmişti. Yaptıkları kısa bir görüşme sonunda Ozzy Osbourne, Rainbow gibi grupların demirbaş klavyecisi Don Airey kadroya dahil edilir. Grup Don Airey ile de “Bananas”, “Rapture Of The Deep” ve son albüm “Now What!?”ı yayımlar.

Grubun temel yapısını oluşturan, sağlık sorunlarından dolayı gruptan ayrılmak zorunda olan Jon Lord’un vefatı ile sarsılan grup “Now What!?” isimli albümünü Lord’a adamıştır.


Eski üyeler :

Ritchie Blackmore - Elektro Gitar (1968-1975, 1984-1993)
Jon Lord - klavyeli çalgılar, geri vokaller (1968-2002)
Rod Evans - ön vokaller (1968-1969)
Nick Simper - bas, geri vokaller (1968-1969)
David Coverdale - ön vokaller (1973-1976)
Glenn Hughes - bas, vokaller (1973-1976)
Tommy Bolin - gitar, vokaller, piyano (1975-1976)
Joe Lynn Turner - vokaller (1990-1992)
Joe Satriani - gitar (1993-1994)

Mevcut üyeler :

• Ian Gillan - vokaller, armonika, konga (1969-1973, 1984-1989, 1992- )
• Steve Morse -elektro gitar (1994-devam ediyor)
• Roger Glover - bas gitar, sintesayzer (1969-1973, 1984- )
• Don Airey - klavyeli çalgılar (2002- )
• Ian Paice - davul, vurmalı çalgılar (1968- )

Stüdyo albümleri:

• 1968 Shades of Deep Purple (Blackmore-Evans-Paice-Simper-Lord)
• 1968 The Book of Taliesyn (Blackmore-Evans-Paice-Simper-Lord)
• 1969 Deep Purple (Blackmore-Evans-Paice-Simper-Lord)
• 1970 Deep Purple in Rock (Blackmore-Gillan-Paice-Glover-Lord)
• 1971 Fireball (Blackmore-Gillan-Paice-Glover-Lord)
• 1972 Machine Head (Blackmore-Gillan-Paice-Glover-Lord)
• 1973 Who Do We Think We Are (Blackmore-Gillan-Paice-Glover-Lord)
• 1974 Burn (Blackmore-Coverdale-Paice-Hughes-Lord)
• 1974 Stormbringer (Blackmore-Coverdale-Paice-Hughes-Lord)
• 1975 Come Taste the Band (Bolin-Coverdale-Paice-Hughes-Lord)
• 1984 Perfect Strangers (Blackmore-Gillan-Paice-Glover-Lord)
• 1987 The House of Blue Light (Blackmore-Gillan-Paice-Glover-Lord)
• 1990 Slaves & Masters (Blackmore-Turner-Paice-Glover-Lord)
• 1993 The Battle Rages On (Blackmore-Gillan-Paice-Glover-Lord)
• 1996 Purpendicular (Morse-Gillan-Paice-Glover-Lord)
• 1998 Abandon (Morse-Gillan-Paice-Glover-Lord)
• 2003 Bananas (Morse-Gillan-Paice-Glover-Airey)
• 2005 Rapture of the Deep (Morse-Gillan-Paice-Glover-Airey)
• 2013 Now What?! (Morse-Gillan-Paice-Glover-Airey)

Tamer TEKELİOĞLU
İSTANBUL


Yorumlar