Duke Ellington - Ellington at Newport


Edward Kennedy "Duke" Ellington veya bilinen ismiyle Duke Ellington (1899 – 1974) Amerika'nın başkenti  Washington, D.C.de dünyaya geldi. Hem annesi hemde babası piyano çalıyordu. Böylelikle Ellington çok erken yaşlarda piyano çalmaya başladı. Yedi yaşında ilk piyano derslerini almaya başladı. Ancak her çocuk gibi bu yaşlarda farklı alanlar da ilgisini cezbediyordu. Ellington beysbol oynamayı çok seviyordu. 1914 yılına gelindiğinde Ellington piyano ilk bestelerini yapmaya başlamıştı. Dönemin farklı popüler tarzlarını alıp tek bir şarkıda harmanlamıştı;  vals, tango ve fox trot"

Ellington ilerleyen yıllarda dönemin ragtime piyanistlerini dinlemeye ve konserlerini izlemeye başlar. Bu dönemde armoni konusunda özel dersler almaya devam eder. Dönemin mühim piyanistlerinden Oliver "Doc" Perry, Ellington'a müziği okuması konusunda dersler verir. Bu sayede bir yandan tekniğini geliştirirken hemde profesyonel piyanistler konusunda önemli bilgilere sahip olur.  1917 yılından itibaren dans partilerinde çalmak için ilk topluluklarını oluşturmaya başlar. 1919 yılında davulcu Sonny Greer ile tanışmasıyla Ellington'ın profesyonel müzik yaşamı da başlamış olur.

İlerleyen yıllarda Amerika'dan klasik bir hikayeye şahit oluruz. İyi bir müzisyen yaşadığı kenti arkasında bırakıp New York kentine gider. Ellington aynı şekilde başarılı bir kariyer için bu kente gelir. 1920'lere gelindiğinde iyi topluluklarda kendisine yer bulmaya başlar ve sonunda kendi topluluğunu kurar. 1924 yılında çok sayıda plak kaydı yapmış ve  toplulukları caz sahnelerinde iyiden iyiye tanınır hale gelmeye başlamıştı. Ellington  daha iyi kulüplerde çalıp daha fazla para kazanınca topluluklarındaki müzisyen sayısı da artmaya başlar ve dönemin Sidney Bechet gibi önemli isimleri ile de çalışma fırsatı bulur.

1926 yılına gelindiğinde Ellington artık başlı başına bir olay haline gelmeye başlamıştı. Daha iyi plak şirketleri ile çalışmasının önü açılmıştı. Dönemin caz sahnelerinin belki de en önemli ismi olan King Oliver grubunu dağıtınca Harlem'in meşhur Cotton Club'ında program yapma fırsatı bulur. İlk önce bir deneme konseri konusunda fikir birliğine varılır. Bu kulübün bir diğer özelliği haftada bir gün konserlerin canlı yayınlanmasıdır. Ellington, müzik kulübündeki tüm etkinliklerde piyanosunun başındadır ve performansı ile ortalığı deyim yerindeyse sallar. Bu dönemde çok iyi müzisyenlerle tanışma ve çalışma fırsatı bulur ve ülke çapında tanınır hale gelir... Bu arada 1929 yılında ilk sinema tecrübesini yaşar. "Black and Tan" filminde rol alır ve canladırdığı karakterin ismi "Duke"tür.


1930'lara gelindiğinde Ellington orkestraları genişlemiş ve hem işitsel hemde görsel bir şov haline gelmişti. Müziği insanın içerisini kıpır kıpır ettirebilen bir tarza sahip olması ile çok geniş kitlelerin ilgisini çekmişti. Ancak bir sorun vardı. Amerika'da yaşanan ekonomik kriz artık büyük buhran haline gelmiş ve müzik endüstrisi ve müzisyenleri de etkiler hale gelmişti. Herşey  rağmen Ellington  devam eder ve büyük buhran yıllarında "Mood Indigo" (1930), "Sophisticated Lady" (1933), "Solitude" (1934) ve "In a Sentimental Mood" (1935) gibi muhteşem plakları caz tarihine hediye eder. 1930'larda Amerika'daki dinleyici kitlesinin çoğunluğu  frika kökenli Amerikalılardır. 1930'larda Ellington ilk kez İngiltere arkasında da Avrupa'da turneye çıkar ve büyük bir başarı kazanır. Kendisi de ilginç bir deneyimdir. Irk ayrımının olmadığı Avrupa'da özgürce gezebilmek ve müzik yapabilmek!

1930'larda Amerika'da büyük orkestralar konusunda rekabet vardır. İşler eskisi kadar fazla değil ve Benny Goodman orkestrası gibi iyi rakipleri vardır.  Bu dönemlerde dans müzikleri son derece popülerdir. Ellington  bu konuda caz müziktir, swing ise sadece iş diyerek bakış açısını ortaya koyar. 1930'ların sonlarında Ellington küçük formasyonları ile kayıtlar yapmaya başlar. 30'lar babasının ölümünün ardından yaşadığı ekonomik kriz, II. Dünya Harbi ve tüm olumsuzluklara rağmen iyi kayıtlar ile geçer.


1940'lar çok iyi müzisyenlerin Ellington orkestralarına katılması ile  "Cotton Tail", "Main Stem", "Harlem Airshaft", "Jack the Bear",  "Take the "A" Train"  gibi onlarca hit ile başlar. 1940'larda Ellington  yeni formalar denemeye başlar. Billy Strayhorn'ın desteği ile daha uzun şarkılar ve klasik müzik etkisi görülmeye başlar. Savaş sonrası ekonomik krizler yine hayatın bir parçasıdır ancak zorlukla da olsa konserler devam eder. Yıllar geçtikçe müzik tarzları konusunda değişimler yaşanmakta ve her defasında Ellington  orkestraları veya küçük formasyonları ile bu değişimlerin en ön saflarında görülür.

1950'ler Ellington  orkestraları için iyi müzisyenlerin kendi yollarına gitmeleri ile iyi başlamaz. Özellikle Johnny Hodges'ın kendi yolunda ilerlemesi, davulcu Louie Bellson'în ayrılması ile Duke Ellington için bir nevi fetret dönemi başlar. Ancak bu dönemin sonu müthiş bir konser ile gelir; Newport konseri. İlk önce şarkı listesi ile başlayalım arkasından kosere bakış atalım,
A Yüzü
"Festival Junction" - 10:08

"Blues to Be There" - 8:04

"Newport Up" - 5:33

B Yüzü

"Jeep's Blues" - 5:12

"Diminuendo and Crescendo in Blue" - 14:56
Ellington at Newport, 1956 yılında kaydedildi. Albüm Duke Ellington'ın duraklayan müzik kariyewrinde yeni bir sıçrama yapması açısından önemlidir. Bir çok müzik tarihçisi ve caz eleştirmeni açısından Ellington'ın  gelmiş geçmiş en iyi konser performansıdır.

1950'lerde bir çok büyük orkestra dağılmış ve Ellington'ın orkestrası her türlü soruna rağmen bir arada durmaya devam ediyordu. 1950'lerin başlarında Avrupa'da da popüler olması sayesinde konserler verebiliyor ve 1920 ila 1940'lar arasında bestelediği onlarca hit şarkının telifleri sayesinde fena olmayan bir gelire sahipti. Bu sayede orkestrasını bir arada tutabiliyordu. Newport konserine davet edildiklerinde Ellington'ın plak anlaşması bile yoktu.


Ellington orkestrası Newport Jazz Festival için yola çıktığında bu organizasyon daha emekleme aşamasındaydı ve çok iyi tanınmıyordu. Konser günü ilk önce açılış grupları sahne alır. Konser alanında büyük bir heyecan yaşanmaz. Diğer toplulukların performanslarından sonra Duke Ellington orkestrası sahne de yerini alır ve geşleneksel olarak "Take the 'A' Train" ile açılışı yaparlar. Arkasında Billy Strayhorn ile ortak çalışmaları  "Festival Junction", "Blues to Be There" ve "Newport Up" suitini icra ederler. Bu suit'in akabinde Harry Carney'nin bariton saksafonundan müthiş bir "Sophisticated Lady" solosu arkasından  "Day In, Day Out" ve 1930'lardan "Diminuendo and Crescendo in Blue" çalınır. Burada bir virgül koyalım ve Paul Gonsalves solosundan bahsedelim. Bu arada konser öyle bir hal almıştır ki, seyirci delirmiş, müzisyenler coştukça coşmuştur. Müzisyenler demişken hemen kadroya da bakalım....

Harry Carney - bariton saksafon, John Willie Cook  Trompet, Paul Gonsalves  Tenor saksafon, Jimmy Grissom  vokal. Jimmy Hamilton klarnet. Johnny Hodges ve Russell Procope alto saksafon. Quentin Jackson, Britt Woodman ve John Sanders  Trombon. William "Cat" Anderson ve Clark Terry Trompet. Ray Nance - vokal ve trompet.  James Woode - Bas. Sam Woodyard davul.

Ellington, 1950'lerdeki deneyimleri sonucu eski blues şarkılarında yepyeni şeyler denemeye başlar. Kısa sololar ve piyano bölümleri, arkasından daha uzun solo pasajları ve arkasından piyano bölümleri gibi bir çok kombinasyonu dener. Tüm bu denemeleri yaparken özellikle Paul Gonsalves'e odaklanmıştır.  Newport konserinde tüm bu deneyimlerin bir sonucu mudur, yoksa Gonsalves'in aşka gelmesi mi tam olarak bilinmez öyle bir solo atar ki, caz tarihine geçer.

Gelelim kayıt konusuna. Albüm Colombia Records tarafından yayınlanır. Ancak biraz ayrıntı vereyim çünkü şaşırtıcı olaylar var. 1996 yılında Voice of America'nın radyo yayınları arşivinde bir kaset keşfedilir. Bu kaset 1956 yılında yayınlanan albümün gerçekten de bazı canlı kayıtlar ile daha sonradan eklenmiş yapay alkışlarla karıştırılmış bazı şarkıların stüdyo performanslarına yer verildiği anlaşılmıştı. Yani kaydın bir kısmı stüdyo performanslarına eklenen seyirci tepkileri ile resmen imal edilmişti. 1956 kaydının sadece yüzde 40'lık bölümü gerçekten konser performansıydı.  Yazılan çizilenlere göre konser için hazırlanan suitin performansı Ellington'ın çok içine sinmemiş ve konser sonrasında stüdyoda yeniden kaydedilmişti. Ellington'ın yapımcısı George Avakian, festivalin hemen ardından stüdyoya girer, stüdyo versiyonlarına alkışları ekler, canlı performans bölümleri ile karıştırır. Gonsalves'in solosu yanlış mikrofonla  kayıt altına alınmıştır ve bu denli ön planda duyulmaması gerektiğine karar verirler ve seyirci alkışları ile solo geri plana atılır.

1999 yılında albümün genişletilmiş ve elden geçirilmiş bir versiyonu yayınlanacağı zaman Columbia plak şirketinin bantları dijital teknolojiler kullanılarak çok yoğun şekilde elden geçirilir ve örneğin  Gonsalves'in solosu ilk kez tüm çıplaklığı ile duyulabilir hale getirildi. Hal böyle olunca bu plağı satın almak isteyenler için bolca bulmaca ortaya çıktı. Aşağıda Spotify üzerinden 1999 genişletilmiş remaster versiyonunu dinleyebilirsiniz.

1957 yılında yayınlanan tüm plaklar monodur ve yukarıda bahsettiğim gibi stüdyo eklemelerine sahiptir. 1959 ve hemen ardından 1963 yılında albümün stereo plakları basılmıştır. Bu dönem plaklar ve ilk baskı müzik arşivcileri ve mukayeseli dinletiler yapacaklar için ilginç olabilir. 1999 yeniden düzenlemesinin ardından ise Mobile Fidelity tarafından yapılan plak baskısı hem fiyatı hemde çok özenli baskısıyla bana sorarsanız en tercih edilecek baskıdır.






Yorumlar