Eric Clapton - Forever Man



Eric Clapton’ın yeni toplama albümü Forever Man geçtiğimiz ay yayınlandı. Albüm Clapton’ın diğer toplama albümlerinden çok farklı bir yol çizmemekle birlikte, genelde Cream dönemi ile başlayan ve solo dönemi ile devam eden diğer best of albümlerinden farklı olarak, Clapton’ın çok sevdiği blues’un iyi örneklerinin daha çok yer aldığını olduğunu görüyoruz. Album aslında bize ilave birşey katmamakla birlikte yine de söz konusu sanatçı Eric Clapton olduğundan dolayı arşivlerimizde olması gereken bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Bu albüm vesilesiyle Clapton’ın hayatını ana hatlarıyla incelemekte fayda var.

ERIC CLAPTON KİMDİR ?
Eric Clapton, 1945 İngiltere doğumlu blues gitaristi olup blues müziğine olan tutkusu, henüz 13 yaşındayken sahip olduğu gitarla başlar. Kingston College’de tasarım okuyan Clapton gitara olan tutkusu nedeniyle eğitimine devam etmedi. Boş zamanının çoğunu elektrogitarıyla geçirdi. Henüz 17 yaşındayken “The Rooster” adlı müzik grubuna katıldı. Ardından aynı yıl daha popüler olan “Yardbirds” de çalmaya başladı ve grupta o zamanın efsanevi gitaristleri Jimmy Page ve Jeff Beck ile birlikte müzik yaptı. Clapton, konserlerde gitarının kopan tellerini takarak yaptığı gösteriyle meşhur oldu ve “Slowhand” lakabını aldı.

Yardbirds ile çıkardığı “Five Live Yardbirds” ve “For Your Love” albümlerinin başarısına rağmen grubun pop müziğine yönelmesinden dolayı 1965’te gruptan ayrıldı. Clapton son blues’a o kadar yatkındı ve blues çalarken kendini o kadar iyi hissediyordu ki, o dönem blues yapan sayılı gruplardan olan John Mayall’in “Bluesbreakers” grubuna katıldı; fakat bu grupdaki kariyeri de fazla uzun sürmedi. 1966’nın ortalarında Jack Bruce ve Ginger Baker’le “Cream” i kurdular. “Cream” Clapton’a şöhret olma yolunun kapısını açtı ve Cream ile çok büyük başarılar elde etti. Çıkardıkları ilk üç albümden sonra konser ve turnelerde dönemin ünlü gruplarından Beatles ve Rolling Stones‘in şöhretine yakın bir başarı elde etti. Ancak bu ani şöhret her meşhur grupta olduğu gibi grup içinde liderlik çatışmalarını başlattı. 1968 yılında veda turnesine çıkan grup, 1969’da piyasaya çıkan “Goodbye” albümü ile müzik dünyasına veda etti.

Clapton, 1969’un başlarında davulda Ginger Baker, bas gitarda Rick Grech ve Steve Winwood ile birlikte “Blind Faith” grubunu kurdu. Bu grupla yapılan ilk albüm grup ile adı taşıyordu ve albüm çok tutuldu. Turneler, konserler derken oldukça yoğun geçen bu süreçte yine grup içinde benzer çatışmalar başladı. Bir yıldan kısa bir sürede grup dağıldı. Daha sonra Clapton “Delaney & Bonni” ye katıldı. Grubun 1970’de çıkardığı albüm tutmadı. Albümde yer alan basçı Carl Radle, klavyeci Bobby Whitlock ve davuldcu Jim Gordon’la birlikte kendilerine “Derek and the Dominos” adını verip,  Clapton’ın double albümü “Layla” ve “Other Assorted Love” ı kaydetmeye başladılar. Karşılıksız bir aşkı anlatan Layla’da Clapton, yakın arkadaşı George Harrison ve onun eşi Pattie arasında geçen bir aşk hikayesinden esinlenmişti. Yıllarca bu konu hakkında hiç konuşmayan Eric Clapton 2007 yılında çıkan ve hayatını anlatan “The Autobiography” kitabında ilk kez bu konuyu açıkladı ve bu açıklama müzik dünyasında epey konuşuldu.

Clapton, “Cream” ve “Yardbirds” gruplarının üyesi olarak dönemin en iyi gitaristlerinden biri olduğunu kanıtlamıştı. Clapton, 1971 ve 1972 yılları arasında uyuşturucu sorunuyla uğraştığı için kayda değer bir çalışma yapamadı. Bir arkadaşını tavsiyesi üzerine özel bir klinikte uyuşturucu tedavisine başladı ve tedavi bittiğinde artık hayatında uyuşturucu yoktu.

13 Ocak 1970’de Londra’daki Rainbow sahnesinde verdiği konserin kayıtlarının “Eric Clapton’s Rainbow Concert” adıyla bir albüm olarak basılmasından sonra ilk solo albümü olan ve Temmuz 1974’de “461 Ocean Boulevard” adıyla çıkan albümüyle müzik hayatına yeniden döndü. Albüm Clapton’ın en iyi albümlerinden biri olarak müzik tarihinde yerini almıştır. Bu albümde Bob Marley’in “I Shot The Sheriff” parçasının Clapton tarafından yorumu dikkate değerdir. Sonrasında yaptığı “One in Every Crowd” (Mayıs 1975) ve canlı kaydedilen “E.C. Was Here” (Ağustos 1975), “No Reason to Cry” (Ağustos 1976) albümleri ise “461 Ocean Boulevard” ile mukayese edildiğinde müzik otoriteleri tarafından fazla başarılı bulunmamıştır. Daha sonra çıkarttığt “One Night” albümünü ise alkol sorunu yüzünden oldukça vasat idi. Bu dönemde alkol, uyuşturucudan sonra Clapton’un en büyük sorunu haline geldi ve Clapton hastaneye kaldırılarak tedavi gördü. Alkol tedavisinin sonunda Clapton bu sorunu da çözmüş ve adeta yeniden doğarak kariyerinin en başarılı dönemine girmiştir. “Slowhand”, “Another Ticket”, “Money and Cigarettes”, “Behind The Sun”, “August” gibi başarılı eserler bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Clapton bu dönemde bluses ve rock arası şarkılar yapmakta ancak blues ağırlığı giderek daha etkin olmaktadır. 1988 yılında yayınladığı ve Clapton’ın kariyerinin bir özeti olan “Crossroads” albümü, ona iki “Grammy” ödülü birden kazandırdı. 1988 tarihli bu albümün ardından yine büyük başarı kazanan “Journeyman” albümü geldi.

1991 yılında Clapton’ın hayatında büyük bir olay gerçekleşti. Oğlu Conor, annesinin bir arkadaşının New York’ta bulunan apartman dairesinden aşağıya düştü ve hayatını kaybetti. Bu trajik olaydan sonra Clapton uzun bir dönem toparlanamadı. Aynı yıl Conor için yazdığı ve “Rush” filminin soundtrack’inde de kullanılan “Tears In Heaven” ile 6 dalda “Grammy” ödülünün sahibi oldu.

1992 yılında MTV için verilen “Unplugged” konseri daha sonra albüm olarak piyasaya sürüldü. 1994’de ise büyük başarı kazanan ve müzik otoritelerinden büyük ilgi gören “From The Cradle” yayınlandı. Bu albümün bir özelliği de stüdyoda canlı olarak kaydedildikten sonra üzerinde hiç miks yapılmadan basılması idi. Yani stüdyoda ne çalındıysa kayıtta o oldu. Albümün diğer özelliği ise Clapton’ın tamamen blues çalması idi. Üç yılın ardından Simon Climie ile “Retail Theraphy” albümünü yayınladı ve bu birliktelik “Pilgrim” ile devam etti. “Pilgrim”, Clapton’ın “Journeyman” albümünden sonra yeni şarkılarının bir araya geldiği ilk albüm olma özelliğini taşıyordu. Albümden çıkan “My Father’s Eyes” uzun süre listelerin üst sıralarında kaldı.

Eric Clapton, 2000 yılında eski arkadaşı BB King ile beraber “Riding With the King” albümünü çıkardıktan bir yıl sonra “Reptile” albümünü yaptı. Arada çıkan best of albümleri, “Crossroads – The Guitar Festival” konserleri arasında mart 2004 yılında kendisinin “family album” olarak adlandırdığı “Back Home” isimli bir albüm çıkarttı. (Crossroads, Riding With The Kings gibi güzel blues albümlerinden sonra çıkan bu albümün mantığını halen anlayamamakla birlikte türünü de tanımlamakta zorlanıyorum. Pop demek istemiyorum pop ile rock arasında gidip gelen bir albüm). Ardından gelen iki albüm blues’un en bilinen ve eski ismi Robert Johnson’a adanan “Me and Mr.Johnson” ile “Sessions For Robert Johnson” albümleri oldu. Bu albümde, Doyle Bramhall II, babasının yolunda sağlam adımlarla ilerleyen genç blues gitaristlerinden biri olarak yer aldı. Doyle, Clapton’ın desteğiyle Crossroads turnelerinde soloya çıkan başarılı bir gitarist oldu. Roger Waters’ın Portland Oregon konserinde Snowy White, Andy Fairwater Low gibi önemli gitaristlerle sahne aldı. Nitekim Clapton ile birlikte 2010 yılında “Clapton 2010” albümünü yaptılar. Bu albüm tamamen bir blues albümü idi ve Clapton hayranlarını memnun etti. Ancak 2013 yılında çıkan “Old Sock“ ise bu başarıyı yakalayamadı ve hayal kırıklığı yarattı. Clapton, bestelerini çok kullandığı sevdiği arkadaşı JJ. Cale’in ölümünden sonra çoğunluğu Crossroads da çalan arkadaşları olmak üzere, ünlü gitaristlerle 2014 yılında JJ. Cale anısına “The Breeze” albümünü çıkarttı.

Forever Man
Forever Man albümünün ismi aynı isimli şarkıdan gelmekte ancak albüme bu ismin verilmesi artık Clapton’ın bir nevi sonsuza dek ölümsüzleştiğini ifade etmekte. Gerçekten de Clapton müzik hayatı boyunca 19‘u “Grammy Ödülü” olmak üzere, yaklaşık 40’a yakın ödül almış nadir sanatçılardandır ve adını sonsuza dek yaşatmayı da hak etmiş bir sanatçıdır. Albümün kapak fotoğrafının orijinali Clapton’ın kendi özel arşivinde yer alan Christopher Simon Sykes’in çektiği ve kitabında da bulunan (358. Sayfasında) fotoğraftır. Bu fotoğraf Clapton’ın beğendiği fotoğraflardan biri olması sebebiyle albüm kapağına konulmuştur. Albüm yukarıda da belirttiğim üzere Clapton hayranlarına fazla birşey katmamakla birlikte, diğer ticari toplama albümlerinden biraz daha farklı ama blues anlamında ve grammy ödüllü bazı şarkıların da albümde yer alması sebebiyle o albümleri tamamlayıcı niteliktedir. Rahat koltuğunuzdan kalkmadan şöyle ortalama bir Clapton keyfi yapmak isteyenler edinebilirler ama ben Clapton’ı albüm albüm dinlerim diyorsanız ki güzel olan da budur, almanıza gerek yoktur.

Yorumlar