Pink Floyd - The Endless River



The Endless River, Pink Floyd topluluğunun onbeşinci ve topluluk üyelerinin söylediklerine bakılırsa son albümü. Albümün ilk haberleri geldiğinde ortalığı büyük bir heyecan sarmıştı. Acaba birleşiliyor mu ne olacak ne bitecek yorumlarının ardı arkası kesilmedi. Pink Floyd tarihine Live 8 Reunion adıyla giren 2005 yılında yardım amaçlı "Live 8" konserinde 24 yıl sonra Waters, Gilmour, Mason ve Wright biraraya gelip meraklıları sevindiren bir performansa imza atmışlardı. Bu konserin daha doğrusu birleşmenin perde arkasında yazılan çizilenlere göre aynı zamanda konseri organize eden Bob Geldof vardı. Bob Geldof'un bireysel olarak The Wall filmi öncesi Pink Floyd elemanları ile iyi ilişkileri olduğunu zaten biliyorduk. Söylenenlere göre bir başkası bu konseri organize edemezdi. Ancak dedikodulara bakılırsa birleşme sağlanana kadar binbir türlü tartışma ve kapalı kapılar arasında kavga dövüş olmuştu. Bunlardan habersiz Pink Floyd meraklıları acaba ortak bir albüm ortaya çıkar mı diyerek ümit içerisindeydi. Tabii ki konserin hemen ardından yapılan açıklamalar ile ümit suya düştü...

Albüm yayınlanır yayınlanmaz tüm dünyadaki müzik siteleri ve eleştirmenlerinden farklı yorumlar geldi. Tabii ki plak şirketleri tarafından gönderilen basın sürümleri sayesinde albüm ülkemize ulaşmadan önce ortalık birbirine girmişti. Albümü yerin dibine sokanlar da var, harika diyenlerde. Ancak bir başyapıt olmadığının herkes farkında.

Albüm Stereo Mecmuası'nın kendi içerisinde de oldukça tartışmaya sebep oldu. Sanırım önümüzdeki günlerde farklı isimlerden "The Endless River" incelemeleri yayınlayacağız. Ben kendi adıma hiçbir zaman Pink Floyd seven bir adam olmadım. Genç yaşlarımdan beri oldukça kuşkulu baktığım albümleri oldu. Bu kuşkulu bakışın ardında aynı dönemden bana daha ilginç gelen toplulukları keşfetmiş olmam etkilidir sanırım. Tabii ki, önemini yadsımamak lazım müzik tarihi açısından ancak özellikle ülkemizdeki -hatta dünyadaki- gibi fanatik Pink Floyd dinleyicilerinin yaptığı gibi Pink FLoyd haricindeki her şeyi küçümsemek doğru bir yaklaşım değil. Albümlere ve dönemine bakmak lazım. Gerisi kişisel zevk zaten...

Örneğin şahsım adına en çok dinlediğim albümler "The Piper at the Gates of Dawn" ve "A Saucerful of Secrets"tır herhalde. Her iki albümün ortak noktası Syd Barrett garip kişiliği ile bu albümleri özel kılan şeylerden bir tanesidir. Arkasından 1969 yılında yayınlanan iki albüm "More" ve "Ummagumma" çok sevdiğim albümlerdir dersem yalan söylerim. Bu iki albümdeki gidişat 1970'te yayınlanan "Atom Heart Mother" ile daha olumlu hale gelir. 1971'de "Meddle" yayınlanan benim için ilginç bir albüm olmuştur hep, bazen sever bazen sevmem. 1972'deki "Obscured by Clouds" ise fazla yoruma gerek olmayan bir albümdür. Tan bu yıllarda özellikle İngiltere yavaş yavaş Avrupa yepyeni topluluklarla tanışmış iken 1973 yılında "The Dark Side of the Moon" gelir ve Pink Floyd tüm bu toplulukların arasından ön plana fırlar. Tarihin en başarılı albümlerinden bir tanesidir. Pink Floyd müziği ayrı bir noktaya gelmiştir, öğeler değişime uğramıştır. Ancak önemli bir albüm olduğu muhakkaktır. 1975 yılında yayınlanan "Wish You Were Here" apayrı bir dünyadır. Pink Floyd bu albümle ayrı bir yola sapmıştır ancak müzikal manada geleceği en üst noktaya gelmişti muhtemelen. 1977 yılında gelen "Animals" tabii ki yükselen bekletileri karşılamamış ancak kesinlikle kötü bir albüm de değildir. 1979 yılında yayınlanan The Wall ise çok akıllıca bir yol izlenerek bambaşka taşınan bir Pink Floyd albümü olmuştu.

The Final Cut ile başlayan yeniden albüm yapma süreci son derece kötü bir albüm olan "A Momentary Lapse of Reason" ile devam etmiş ve 1994 yılında yayınlanan "The Division Bell" ile bambaşka bir noktaya gelmişti. Benim gözümde bu üç albüm içlerinde pek az iyi şey barındıran kötü albümlerdi. Burada önemli olan nokta şu, farklı toplulukların yıllar sonra albüm yapma sebepleri genelde pek açıktan söylemeseler de para kazanmak iken Pink Floyd tarafında işlerin paradan puldan ziyade kendi aralarındaki tatsızlıklar ile alakalı olduğunu söylemek gerekir. Topluluk üyelerinin anılarına veya onlara atfen yazılan kitaplarda böylesine müzik yapma potansiyeli olan insanların aslında içten bakıldığında mahalle dedikodusu /kavgası yapmaya ve sonuçlarını devam ettirmeye pek meraklı olup bunu da saklamamaları pek gariptir. Live 8 Reunion konseri ardından yazılan çizilenlere göre iş artık sen 10 sene önce bana bunu yapmıştınlara kadar gelmiş olay... Garip! Aslında bu delilerin arasında kendisi de ayrı bir ruh hastası olan Syd Barrett'a olan olmuş derim ben hep. Hoş "Shine On You Crazy Diamond" şarkısı veya Nick Mason'ın kitabı "A Personal History of Pink Floyd"ta Barrett için güzel jestler yapılmış olsa da, tarihin derinliklerine daldıkça topluluğun kendi içinde parayonakça zarar verecek kadar büyük bir mücadele olduğu görülür. Bilmiyorum belki bu müzik bu sayede ortaya çıkmıştır. Kimbilir!

The Endless River aslında yeni bir albüm filan değil. 1994 yılında yayınlanan "The Division Bell" albümünün kaydı sırasında kullanılmayan bazılarına göre 20 küsür saatlik bazılarına daha da fazla materyalin elden geçirilmesi ile oluşturulmuş bir albüm. Bir yanıyla "The Division Bell"in devamı veya extension yani genişletilmiş bir baskısı gibi düşünün. Albüm tamamen enstrümantal yapıda sadece kapanış şarkısı "Louder Than Words"de vokal var. Albüm Richard Wright'a yönelik bir tribute kıvamında değerlendiriliyor topluluk veya bir kısmı tarafından. Richard Wright'ın da bu hengame içerisinde oldukça ilginç bir hikayesi var. Gitmeler gelmeden bol yani. İçerik şu şekilde;

1. "Things Left Unsaid" David Gilmour, Richard Wright 4:27
2. "It's What We Do" Gilmour, Wright 6:18
3. "Ebb and Flow" Gilmour, Wright 1:56
4. "Sum" Gilmour, Nick Mason, Wright 4:49
5. "Skins" Gilmour, Mason, Wright 2:38
6. "Unsung" Wright 1:08
7. "Anisina" Gilmour 3:17
8. "The Lost Art of Conversation" Wright 1:43
9. "On Noodle Street" Gilmour, Wright 1:43
10. "Night Light" Gilmour, Wright 1:43
11. "Allons-y (1)" Gilmour 1:58
12. "Autumn '68" Wright 1:36
13. "Allons-y (2)" Gilmour 1:33
14. "Talkin' Hawkin'" Gilmour, Wright 3:30
15. "Calling" Gilmour, Anthony Moore 3:38
16. "Eyes to Pearls" Gilmour 1:52
17. "Surfacing" Gilmour 2:47
18. "Louder than Words" Gilmour, Polly Samson 6:37


2013 başlarında Nick Mason ve David Gilmour bu albümün hazırlıklarına devam ederken 21. yüzyılın Pink Floyd albümünü yapıyoruz demişlerdi. Albüm 1990'larda kaldığı gibi dinleyenlerin diğer albümler varken kısa zamanda kenara atacağı bir albüm olmuş bence. Aslında bu albümü kendi adıma almak gibi bir istediğim arzum pek yoktu ancak işte alışkanlıklar. Ha diyeceksiniz mutsuz muyum. Bilmiyorum pek değilim ama 1 sene sonra "The Endless River"ı çıkartıp dinler miyim, hiç zannetmiyorum...

Albümün plak baskını gelecek hafta detaylı bir şekilde ele alırız ve ek yazılarla 21. yüzyılın Pink Floyd'unu konuşmaya devam ederiz. Albümün Deluxe versiyonu filan derken hikaye uzayacak belli ki...

Yorumlar

  1. Demek ki müzik gazeteciliği yapma kaygısı insanın elinden bazı şeyleri kaçırıyor. Sizin elinizden de P.F. yi anlama fırsatını kaçırmış. Müzik yorumcuları içinde ilk defa P.F. yi hafife alan bir tarz ile karşılaştım. Elbette burda yanlışın nerde olduğu açık.

    YanıtlayınSil
  2. Sn Melih Bey,

    Stereo Mecmuası olarak müzik gazeteciliği yapmak pek umurumuzda değil. Sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeyleri gönlümüzden geçtiği üzere yazabilmek çok önemli. Bu yazıyı ben kaleme aldım ve benim Pink Floyd'un çok büyük hayranı olmadığım bilinen bir gerçektir. Ancak elimde tüm albümleri var ve çok fazla okudum haklarında. Özellikle dönemdaş toplulukları özellikle de underground olanları dinledikçe PF den uzaklaştım ben. Bu arada yeni bir The Endless River yazısı daha yayınladık bir göz atın isterseniz...

    http://muzik.stereomecmuasi.com/2014/12/pink-floyd-ve-the-endless-river.html

    YanıtlayınSil
  3. Pin Floyd nazileri her yerde işbaşında. Bravo! Böyle teşkilat görülmemiştir. Yalnız bu vatandaşı Pink Floyd lobisine şikayet etmek lazım. Adam Pink Floyd nazisi ama bu olumsuz yorumda "hafife alma" suçlamaları yöneltirken tanrısının sadece baş harflerini kullanacak kadar da rahat.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme