Le Royaume Oublié – La Tragédie Cathare Bölüm II



Şimdi Avrupa'nın güneyine doğru inelim. İberik yarımadası yani Endülüs'e. Bu bölge Ortaçağ Avrupa'sının belki en özgür bölgesiydi. Hemen kısaca bir tarih molası. Emevi Devleti bildiğiniz gibi Suriye Şam'da kurulmuştur. Devletin kurulmasının üzerinden daha 1 asır geçmeden hakimiyet alanı inanılmaz derece de genişlemişti. Kuzey Afrika'nın tamamının ele geçirilmesinin ardından Emeviler 8. yüzyıldan itibaren Cebelitarık Boğazı'nı zorlamaya başlarlar. Daha yüzyılın başlarında Tarık bin Ziyad komutasındaki bir orduyu İspanya'ya gönderir. Bu ordunun büyük çoğunluğu Tarık bin Ziyad gibi Berberi asıllıydı. Bu bölgede İslamiyet hızlı bir şekilde gelişmişti. Büyük kalabalıklar İslamiyeti kendi rızaları ile zorlama olmaksızın kabul etmişler ve fetihlere katılmışlardı. İberik yarımadasının işgali sırasında meşhur bir olay yaşanmıştır. Tarık bin Ziya ordusundan kaçışların olmasını önlemek üzere kendi gemilerini yakar. Dilimize geçen gemileri yakmak deyimi büyük ihtimalle bu olaydan geliyor. Çok uzatmadan ardı arkası gelmeyen savaşlar sonrasında Vizigot'lar (İspanya'nın bu bölgesinde yaşayan halk) yenilir ve İber Yarımadası Müslümanların olur. 8. yüzyıl ortalarında İslam topraklarında önemli gelişmeler olur ve Abbasiler hanedanlığını ilan ederler ve halifelik Abbasilere geçer. Bu dönemde Emevi önde gelenleri İberik yarımadasına kaçarlar Kordoba'yı başkent ilan ederek devletlerini kurarlar, Endülüs Devleti.

Fransa'nın Languedoc bölgesinden manzara

Endülüs hemen her açıdan dikkatle incelenmesi gereken bir devlettir. İslamiyetin hoşgörüsü altında tüm dinlerden tüm düşüncelerden insan toplulukları birlikte yaşıyor, kiliselerin yasakladığı eski Yunan ve Roma kaynakları özgürce okunabiliyordu. Bilimin her alanında müthiş bir gelişme yaşanıyordu. Uhrevi dinlerin mensupları 7 yüzyıla yakın bir süre içerisinde bir arada yaşamışlar ve birbirlerinden etkilenmişlerdi. İslam gizemcileri, Musevi gizemciler ve Kabbalah geleneği ve Hristiyan düalist ve gnostikler birbirlerinden etkilenmişler ve Endülüs tüm Avrupa'yı etkileyen bir merkez haline gelmişti.

Stereo Mecmuasında özellikle etnik müzikler ile alakalı olarak yazdığım yazılarda Oksitan'lardan bol bol bahsetmiştim. Küçük hatırlatmalar yapmak gerekirse Güney Fransa, İspanya ve İtalya'da kendi dillerini konuşan ilginç bir topluluk olan Oksitanların yolları Katharizm ile kesişmiştir. Bu kesişmede Troubadour'ların etkisi büyüktür. Troubadour'lar çoğu zaman gezici Oksitan dilinde üzerine müzik yazılmış şiirler söyleyen kişilerdi. Hem şiir yazarlar hemde beste yaparlardı. Oksitan coğrafyasında kadın şairlerde vardı. Troubadour'lar bölgedeki soylular tarafından himaye ediliyorlardı. Uzak bölgelere giden bu şairler ve müzisyenlerin bir bölümü dolaylı yoldan da olsa bir şekilde Kathar inancını da yayıyorlardı

Konuyu toparlayalım. Hristiyanlığın ortaya çıkmasından itibaren çeşitli coğrafyalarda farklı Kiliseye göre sapkın inanç sistemleri ortaya çıkmıştır. Bu inanç akımları özellikle Hristiyan kutsal topraklarında farklı kültürlerden etkileşimlerle gelişmiş, Kafkasya'dan Anadolu'ya kadar büyük bir coğrafyaya yayılmıştı. Bu akımlar bir süre sonra Balkanlara ulaşmış, Doğu Avrupa'yı etkili olmuştur. Benzer bir şekilde Endülüs'ün özgür düşünce ortamında gelişen akımlarda adım adım Avrupa'ya ilerlemiştir. Sonuç olarak Kathar inancı hem doğudan, hemde de güneyden beslenmiş, yerel düşüncelerle harmanlanmış ve her inanç sistemi gibi oluştuğu coğrafyanın durumuna göre gelişmiştir. Şimdi isterseniz Kathar inancının temelleri ve gelişimi konusuna bir ara verelim.


Bu bölümde yazının başlarında bahsettiğim Haçlı Seferleri konusunda bilgiler vereyim. Albümünde isminin içerisinde Haçlı Seferi geçtiğinden bazı yanlış anlaşmalar olabiliyor. Haçlı Seferleri genel olarak Katolik Kilisesinin öncülüğünde düzenlenen asıl hedefi Kudüs'ün içerisinde bulunduğu Kutsal Toprakları ele geçirmektir. Bildiğiniz gibi Kudüs üç önemli din için kutsal sayılır. Yazım boyunca bahsettiğim Kutsal Topraklar Hristiyan inancının Kutsal Topraklarıdır. Ancak Haçlı Seferleri ilerleyen yıllarda sadece İslam coğrafyasına karşı değil sapkın topluluklara karşıda düzenlenmiştir. Kuzey Avrupa başta olmak üzere, Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde temelde Hristiyan olup Katolik Kilisesi tarafından sapkın ilan edilen topluluklara da seferler düzenlemiştir. Bu seferlerde Haçlı Seferleri olarak tanımlanırlar. Haçlı Seferleri konusuna girip girmemek konusunda emin değilim. Sanırım bu konuya girersem albümden hiç bahsedemem. O yüzden kısa bir şekilde İslam coğrafyası dışında düzenlenen seferlerden bahsedeyim. Bunlardan en önemlisi Kuzey Avrupa ve Baltık bölgelerine düzenlenen seferlerdir. Bu seferler aralıklarla 4 yüzyıl boyunca devam etmiş ve seferlerin öncülüğünü genelde Alman Töton Şövalyeleri yapmıştır. Bu seferlerin çoğunda amaç sapkınları yoketmek veya Hristiyanlığı kabul etmelerini sağlamak gibi görünse de, aslında hükümranlık sahasını genişletmek ve ekonomik sebepler daha fazla ön plandadır. Litvanya, Estonta, Polonya topraklarında çok sayıda savaş olmuştur. Sefer düzenlenen bazı topluluklar ise Ortodoks mezhebindendir. Bu seferlerle ilgili Rus yönetmen Sergei Eisenstein'ın Alexander Nevsky (1938) filminin ismini anmadan yapamayacağım. Bu önemli film bir dönem Gala Film tarafından meraklılara sunulmuştu. Tavsiye ederim. Neyse. Kuzeye yapılan seferlerin haricinde Orta Avrupa'ya, Baltık ülkelerinin kendi aralarında düzenledikleri seferler derken liste uzadıkça uzuyor. Hatta Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa'yı titrettiği dönemlerde de haçlı seferleri düzenlenmiştir. Katolik Avrupa'nın farklı devletlerine ve topraklarına düzenlediği seferlerin haricinde kendilerine göre sapkın topluluklara düzenlediği seferlerden bir tanesi belki de en kanlısı Katharlara karşı düzenlenmiştir. Bu sefere Albigeois Haçlı seferi adı verilir. İşte Savall'ın albümü bu seferi anlatıyor.


Kısa bir şekilde Albigeois Haçlı seferi ile alakalı bazı bilgilerde vereyim. Fransa'nın Languedoc bölgesinde (bu isim pek bilindik olmayabilir Toulouse ve çevresine verilen isim dersem daha rahat anlaşılacağını düşünüyorum) Katharizm'in güçlenmesi, yayılması Fransa'yı tedirgin eder. Bölge son derece zengindir. Pirenelerin diğer tarafındaki komşu Katalan bölgesi içinde aynı şeyi söyleyebiliriz. Bu gelişim Katolik Kilisesinin de ilgisini çekmiştir. Sonunda Papa Innocent III, Kathar'lara elçiler gönderir. Hristiyanlığa dönmelerini ister. Bu arada bu bölgedeki soylularında eğer Kathar'lara destek veriyorlarsa bu desteği çekmeleri istenir. Aksi halde aforoz edileceklerdir. Bu dönem Avrupa'sının yapısı son derece karmaşık. Fransa kralı olmasına rağmen, bazı bölgelerde gücü neredeyse yok denilebilir. Dönem dönem bu yüzden savaşlar çıkmıştır. Bu tehditlerin önemli bir sebebi Toulouse kontu Raymond VI'nın son derece güçlenmiş olmasıdır. Fransa kralı için bu durum önemli bir tehditti. Raymond VI, Papa'nın çağrısını red eder ve Papalığa destek vermeyeceğini belirtir. Tahmin edebileceğiniz gibi Papalık süratle kontu aforoz eder. Tam bu olayların arasında Papalık elçisi de bir suikast sonucu öldürülür. Sefer için tüm koşullar oluşmuştur.


Yorumlar

Yorum Gönderme