Diana Krall - Turn Up The Quiet


Diana Krall 1964 yılında Kanada'da dünyaya geldi. babası piyano çalıyor annesi küçük korolarda vokal yapıyordu. Küçük yaşlarda piyanoya merak sardı ve bu konuda kendisini geliştirmeye başladı. 15 yaşında yerel restoranlarda müzik çalmaya başlamıştı. Meşhur Berklee Müzik kolejine giderek müzik eğitimi aldı. Arkasından Los Angeles'te caz kulüplerinde müzik yapmaya başladı. 1990'ların başında ilk albümünü yapmak için Kanada'ya geri döndü. Bu sürecin sonucunda aynı yılda "Stepping Out" albümü çıktı. Albüm büyük ilgi çekmemiş olsa da, yapımcıların dikkatini çekti. Hemen 2 yıl sonra daha iyi imkanlar ile "Only Trust Your Heart" albümünü yayınladı.


1996 yılında yayınlanan "All for You: A Dedication to the Nat King Cole Trio" isminden tahmin edileceği şekilde Nat King Cole üçlüsüne adanmıştı. Albüm çok büyük başarı kazandı. Diana Krall'a dünya caz sahnelerinde büyük bir tanınırlık sağladı. Hemen bir sene sonra Krall, gitarist Russell Malone ve basçı Christian McBride ile oluşturduğu üçlüsü ile "Love Scenes" albümünü yayınladı. Impulse! Records tarafından yayınlanan albüm son derece bilindik şarkıları içeriyordu. İyi müzisyenler ve Krall'ın çok daha iyi kullanmayı öğrendiği sesi sayesinde albüm her açıdan çok başarılı oldu.

2000'lerin başında Diana Krall, Tony Bennett uzun bir turneye çıktı. 1999 yılına gelindiğinde başarılı formülü çok bozmadan "When I Look In Your Eyes" albümü yayınlandı. Albümde bu kez daha kalabalık bir orkestra kullanıldı ve özenli aranjmanlar yapıldı. Albüm yine büyük bir satış başarısı kazandı. Albümler büyük satış başarıları kazansa da, müzik eleştirmenlerinin gözünde tam puan alamıyordu. Ciddi müzik eleştirmenleri piano tekniğinden vokal tekniğine kadar birçok konuda eleştiriler yöneltiyor olsa da, herkesin hemfikir olduğu konu her ne olursa olsun albümlerin ortalamanın oldukça üzerinde olduğuydu.


Arkasından 2001 yılında "The Look of Love" albümü geldi. Yine başarı kazanan formül bırakılmamıştı. Çok bilindik şarkılar farklı düzenlemeler ile müzikseverlere sunulmuştu. Albüm başarı kazansa da, gerek dinleyicilerden gerekse de müzik eleştirmenlerinden  olumsuz sesler yükselmeye başlamıştı. Muhtemelen bilindik şarkıları al, yeniden düzenle albüm yap formülünden herkes sıkılmaya başlamıştı.

2002 yılında Paris Olympia konser salonundaki canlı performansı yayınlandı. Diana Krall – Live in Paris ismiyle yayınlanan albüm büyük başarı kazanmıştı.

2000'lerde Elvis Costello ile evlenen Diana Krall yavaş yavaş kendi şarkılarını yazmaya başlamıştı. 2004 yılında "The Girl in the Other Room" albümü ile bu çalışmalar gün yüzüne çıktı. Albümde Elvis Costello etkisi de açıktan açığa görünür hale gelmişti. Eleştirmenlerden ve dinleyicilerden acaba eski tarzı daha mı iyiydi soruları gelmeye başlar. Aynı yıl Ray Charles'ın "Genius Loves Company" albümünde de boy gösterir. 2006 yılında "From This Moment On" yine bilindik şarkılar formülüne geri dönülür. 2009 yılında "Quiet Nights" albümünde de aynı formülü bu kez daha büyük bir orkestra ile ve Güney Amerika özellikle de Bossa Nova etkileri ile kullanır. Albüm çok başarılı olur. 2012 yılında ise Glad Rag Doll albümü ile 20 ve 30'lu yıllara döner. 2015 yılında "Wallflower" albümü ile pop ve rock hitlerini seslendirir.

2017 yılında ise "Turn Up The Quiet" albümü gelir. Albümde artık şaşırmadığımız formül her zamanki gibi yerli yerinde duruyor. Şarkı listesine bakınca anlayacağız...

LP:1
1. Like Someone In Love

2. Isn't It Romantic

3. L-O-V-E

4. Night And Day

5. Sway

6. No Moon At All

7. Dream

8. I'll See You In My Dreams

LP: 2 

1. I'm Confessin' (That I Love You)

2. Moonglow

3. Blue Skies


Glad Rag Doll albümü bende bir heyecan yaratmıştı doğrusu en azından taş plakların döndüğü 20 ve 30'lu yıllara dönüş ilginç bir konseptti. 2015 yılında "Wallflower" albümü ile pop ve rock hitlerinin ele alınması hiç ilgimi çekmemişti doğrusu. Bu 2 albümün arkasından daha klasik Amerikan Songbook şarkılarına dönüş yapılması ile döngü tamamlandı. Caz müziğin çok derinliklerine dalmamış bir insan bile eminim şarkı listesine bakınca belki şarkıları tam olarak hatırlayamayabilir ancak melodileri duyunca bunu da biliyorum diyecektir.


Albümde şarkıdan şarkıya gitarist Russell Malone, Anthony Wilson ve Marc Ribot, baslarda ise Christian McBride, Tony Garnier ve Anthony Wilson gibi isimler dikkat çekiyor. Düzenlemeler ve orkestrasyon yine oldukça başarılı. Tahmin edebileceğiniz üzere Diana Krall'ın sesi her zamanki gibi ön plana çıkartılmış düzenlemelerde.

Albüm için aslında söylenebilecek çok bir şey yok, Diana Krall tarzını seviyorsanız albümde kaydından düzenlemelere hatta şarkı düzenlemelerine kadar sizi üzecek en ufak bir sorun yok. Mainstream caz dinleyicisi içinde aynı şeyleri söyleyebilirim. Albümü baştan sona büyük bir keyifler dinleyebilirsiniz. Anlayacağınız Diana Krall cephesinde değişen bir şey yok :)




Yorumlar