Tamla Motown Plak Şirketi Bölüm II



1968 yılında şirket bir kez daha büyür. Golden World Records firması satın alınır ve onun stüdyoları da Motown yapımları için kullanılmaya başlar. Şirket, Amerika'da büyümeye devam ederken, İngiltere'ye de el atar. Kurulan ilk plak firması London olur. Buradan sadece The Miracles'ın "Shop Around"/"Who's Lovin' You" ve "Ain't It Baby" plakları basılır. Hemen arkasından Fontana plak firması kurulur. Oriole American'da yine İngiltere'de kurulan bir plak şirketidir ve genelde Stevie Wonder albümleri yayınlanır. Bunun yanında EMI plak şirketi ile de işbirliği yaparlar. Kendilerine özgü müziği Avrupa'ya da taşımayı başarmışlardır.

1967 yılında büyümenin ilk sıkıntıları ortaya çıkar. Motown'ın başarısında önemli rol oynayan Holland–Dozier–Holland üçlüsü ayrılır. Ayrılma sebebi paradır. Norman Whitfield plak şirketinin en önemli adamı haline gelir ve The Temptations, Marvin Gaye ve Gladys Knight & the Pips onun hit şarkıları ile listelerin başına oturmaya başlar. Berry Gordy'de Motown Productions şirketini kurar. Amaç müziklerini televizyona taşımaktadır. Motown Productions, kendi plak şirketlerinin şarkıcıları ile özel TV programları hazırlamaya başlar. Hazırlanan programlardan en dikkat çekiciler; Diana Ross & the Supremes and The Temptations, Diana! with Diana Ross ve Goin' Back to Indiana with The Jackson 5. Bu dönemde firmada bazı devrimsel hareketler olur. Motown grupları, kendi bestelerini de üretip, albümlere eklerler. 1970'lere bu albümlerden bazıları damga vurmuştur. Marvin Gaye'in What's Going On (1971) ve Let's Get it On (1973) albümleri ve Stevie Wonder'ın Music of My Mind (1972), Talking Book (1972) ve Innervisions (1973) albümleri.

1960'ların sonunda Detroit firmaya dar gelmeye başlar. Firma ilk önce bazı bölümlerini Los Angeles'e taşır. 1972 yılında ise tamamen bu kente taşınırlar. Çok sayıda müzisyende plak firması ile birlikte taşınır. Martha Reeves, The Four Tops, Gladys Knight & the Pips gibi bazıları Detroit'te kalmayı seçer ve bazıları ayrılır. Motown müzikte ilerlerken, film endüstrisine de el atar. Bir kaç film çekerler. Bir tanesi Diana Ross'un rol aldığı ve Billie Holliday'ın hayatını anlatan 1972 yapımı “Lady Sings the Blues” bunlardan en önemlisidir. Diğer filmler ise Mahogany (1975) Thank God It's Friday (1978), The Wiz (1978) ve The Last Dragon (1985) olarak listelenebilir.

The Supremes

Holland–Dozier–Holland üçlüsünün firmadan ayrılmasının ardından Norman Whitfield liderliğinde çok sayıda söz ve müzik yazarı transfer edilir. 1970 ve 80'lerde firma eski hızından pek bir şey kaybetmeden yoluna devam eder. Michael Jackson, “Lionel Richie and The Commodores”, “Rick James”, “Teena Marie and DeBarge” gibi önemli isimler firmanın liderliğini devam ettirmesini sağlar. 1980'lerden itibaren ise işler tersine gitmeye başlar. Gordy, firması Motown'ın çoğunluk hisselerini MCA Records firmasına satar. Zaten bu satış, müzikseverler açısından efsane şirketin sonudur. 1990'larda “Boyz II Men” gibi bazı popüler gruplar çıkartmayı başarırlar. 1990'larda MCA dağıtım haklarını PolyGram'a satar. En son olarak Universal Music'in bir parçası haline gelir. Günümüzde geçmişten bugüne hala Motown ile çalışmaya devam eden tek müzisyen Stevie Wonder'dır.

Bu kadar tarih yeter herhalde! Şimdi isterseniz şu meşhur Motown Sound nedir ona bakalım.

Müzik eleştirmenlerinin söylediği formül şu: gitar gibi enstrümanları, melodik hatlar çalan elektrikli bas gitar ile birlikte kullanmak, ayrılmış melodi hatları ve nota yapılarını kullanarak Gospel tarzı müzik gibi soru cevap tarzı hatlar oluşturmak. Daha sonra oluşan yapıyı mümkünse geniş orkestranın çaldığı yaylı enstrümanlarla zenginleştirmek ve araya üflemeli bölümleri eklemek. Tüm bunların üzerine özenle bestelenmiş geri vokalleri kullanmak.

Karmaşık melodilerle ve aranjmanlarda basit vokal pasajları kullanmak. Tam tersi durumlarda ise vokalleri karmaşık hale getirmek. Motown teknisyenleri buna KISS yöntemi diyordu. (Keep It Simple, Stupid, komik ama Türkçesi şöyle; basit tut, salak!) Bu formül sayesinde Motown'ın stüdyoları fabrika gibi işliyordu. Stüdyo neredeyse 22 saat açık oluyordu. Örneğin bir şarkıcı turneye çıktığında ekipler şarkıları hazırlıyor, turnenin arasında şarkıyı ile kayıt yapılıyor ve fabrika çalışmaya devam ediyordu. Sonunda Gordy, şarkıları kontrol ediyor, okey veriyor ve şarkılar yayınlanıyordu. Bu paragrafta her şey çok kolaymış gibi anlattım. İlk dönemlerde Holland–Dozier–Holland üçlüsü (Lamont Dozier ve kardeşi Brian ve Eddie Holland) arkasından Norman Whitfield, Barrett Strong, Nickolas Ashford, Valerie Simpson, gibi söz yazarları, bir de bunlara ek olarak hem müzisyen hemde besteci, Frank Wilson, Smokey Robinson, Marvin Gaye, Michael Jackson ve Stevie Wonder gibi isimler göz önüne alındığında belki de herşey kolaydı veya kolaylaşıyordu. Herhalde R&B tarihinde böylesine bir grup insan, tarih boyu bir araya gelemez!

Madem Motown konusunun dibini bulduk, son bir şey daha yapalım. 1961'den 1975'e kadar Motown'dan yayınlamış ve Billboard Top 10 listesine girmiş 45'liklerin bir listesini verelim. Eminim bir çok okuyucumuz tanıdık isimler görecek ve müzik setlerinin başına geçeceklerdir.

Yorumlar

Yorum Gönderme