Fotoğraftaki sesi keşfeden adam; Herman Leonard Bölüm I

Bazen seçilmiş olmak gerekir... Bu yazıya özellikle bu cümleyle başlamak istedim, zira aramızda yaşamış/yaşayan bazı insanlar dünya tarihinde, çoğu kez de kendi isteklerinin dışında, kendi yaşam tarzlarına, veya kendi yaptıklarına hiç bir zorlama katmadan, sadece ve sadece kendileri oldukları için bir fark yaratırlar . Büyük bir öz disiplinle çalışıp dünya tarihine katkıda bulunan insanlar yok mu, binlerce ve milyonlarca var ama bu yazının konusu olan Herman Leonard sadece ve sadece Herman Leonard olduğu için ve tanrı vergisi bir fotoğraf gözü olduğu için ve de iyi müzik dinlemeyi sevdiği için cazın görselliğini dinleyicilere ileten kişi oldu. Cazı mutlaka görerek mi sevmek gerekir, hayır ama hepimiz insanız (özellikle görüntü bombardımanına tutulduğumuz bu çağda) zaman zaman dinlediğimize hayran olmak gördüğümüze hayran olmakla paralel gidiyor.

İşin garibi, Herman Leonard kendi kendine böyle bir misyon edinmiş miydi diye sorarsanız, kesinlikle hayır, onun başlangıçta bence tek derdi iyi müzik dinlemek ve bu müziği dinlerken hayran olduğu müzisyenleri, müziğin ışıkla olan ilgisini hissettiğinden olsa gerek, fotoğraflamaktı.

Özellikle festivallerde, gerek klasik müzik konserlerinde olsun, gerek caz konserlerinde olsun amatör fotoğrafçıların hayran oldukları sanatçıların fotoğraflarını çekmek, en iyi kareyi almak uğruna tüm müzikseverlerin önüne geçtiğini görürüz. Bir bakıma rahatsızlık vericidir bu olay. Ama bizlere konserden sonra ve öncesinde o müziği ileten, hayranlığımızın önemli bir bölümü olan “görselliği” sağlayanda bu çalışmalardır.

Eğer caz seviyorsanız, Dexter Gordon dendiği zaman gözünüzde / zihninizde aşağıdaki fotoğrafı canlandırmaktasınız, en azından zihninizdeki Dexter Gordon görüntülerinden mutlaka birisi siyah beyaz, sigara dumanının cazla bütünleştiği, saksafonun verilen kısa bir molada kucağa konulmuş ( “bir sigara içelim devam ederiz abi” samimiyetindeki) görüntüsüdür.


Dexter Gordon

Şimdi biraz caz ve fotoğraf ilişkisine kısa bir ara verelim ve Herman Leonard’ın yaşamını kısaca özetlemeye çalışalım.

1923 de Pennsylvania, Allentown da doğan sanatçı ilk olarak 9 yaşında ağabeyinin karanlık odasında bir fotoğraf baskısına tanıklık ettiği zaman fotoğrafın büyüsüne kapıldı.

Okul fotoğrafçısı olduğunda belki de utangaçlığı yüzünden asla tanışamayacağı ya da, girmeye cesaret edemeyeceği etkinlikler için elindeki fotoğraf makinasının bir nevi açıl susam açıl etkisini keşfeden genç Herman, üniversite çağına geldiğinde o yıllarda Güzel Sanatlar fakültesinde fotoğraf eğitimi veren tek okul olan Ohio Üniversitesini tercih eder. 1943 yılında başladığı eğitimi bir süreliğine (1943-1945) Amerikan ordusunun Burma’daki 13. Dağ Sağlık Müfrezesinde sağlık görevlisi olarak görev almasıyla sekteye uğrar. Askeri hizmetinden sonra okuluna dönen Herman Leonard 1947 yılında Ohio Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olur.


Billie Holiday

Herman Leonard’ı en çok etkileyen fotoğrafçı 1947 – 1948 yıllarında beraber çalıştığı, portreleriyle bir çığır açan Yousuf Karsh olmuştur. Herman Leonard bu süreçte Albert Einstein, Harry Truman, Martha Graham ve Clark Gable gibi dönemlerinin en önde gelen kişilerinin fotoğraf çekimlerine katılmıştır. (Yousuf Karsh fotoğrafları için www.karsh.org)

Caz tutkusu Herman Leonard’ın 1949 yılında New York, Greenwich’ e taşınmasına ve ilk stüdyosunu orada açmasına neden olur Sanatçı adeta bedava bilet işlevi gören fotoğraf makinasıyla tüm caz klüplerinde bir çok fotoğraf çeker ve Charlie Parker, Dizzy Gillespie, Billie Holiday, Duke Ellington ve cazın bir çok deviyle dostluklar kurar.

1956 yılında Marlon Brando’nun özel fotoğrafçısı olarak Uzakdoğu’da kapsamlı bir araştırma gezisine katılır.

1950’lerin sonunda Avrupa cazının gelişmekte olan ve en üretken dönemini fotoğraflamak üzere Paris’e taşınır. Aynı dönemde moda, reklam çalışmaları yapmanın yanında Playboy, Life ve bir çok tanınmış derginin Avrupa’daki fotoğrafçısı olarak çalışmaya devam eder. 1980 yılında Ibiza adasına yerleşen sanatçı 1985 yılında caz fotoğraflarını tekrar keşfeder ve “The Eye of Jazz” / “Cazın Gözü” adlı ilk fotoğraf kitabını çıkarır. Caz fotoğrafları ile ilgili ilk sergisi Londra’daki Special Photographers Company’nin sergi salonunda açılır. Bu sergi daha sonra 1989 yılında Amerika’nın bir çok eyaletinde açılarak tüm ülkeyi gezer.


Miles Davis

1991 yılında New Orleans’a taşınan sanatçı, cazın başkentinde bir çok çalışma yapar ve tüm dünyada sayısız sergiler açar. 1995 yılında çıkardığı ikinci kitabı “Jazz Memories”/”Caz Anıları “ kitabından sonra Brooks Institute of Photography tarafından Honorary Masters of Science in Photography) Fotoğraf Onursal Doktorası) ile ödüllendirilir.

Yorumlar

Yorum Gönderme